İçeriğe geç

Ayrıca selef-i sâlihîn, emniyeti ve ümitsizliği küfür saymışlar[4] ve bir insanın, “Nasıl olsa ben Cennet’e gideceğim.” diye kendini salmasına küfür dedikleri gibi, Allah’ın rahmetinden ümidini kestiğini ifade eden ve “Ben Cehennem’e gideceğim, benim için kurtuluş yoktur.” şeklindeki düşüncelerine de küfür nazarıyla bakmışlardır. Bu ikisi arasındaki ölçüyü yakalama adına Hazreti Ömer Efendimiz’e nispet edilen şöyle bir söz vardır: “Eğer tek insan hariç bütün insanlar Cennet’e gidecek deseler, korkarım ki o ben olayım. Yine bir insan hariç bütün insanlar Cehennem’e gidecek deseler, rahmet-i ilâhiden ümit ederim ki o ben olayım.”[5]

Evet, insan Cennet’e gitmeyi mülâhaza ederken, Rabbisinin engin deryalardan daha geniş olan rahmetini düşünmeli, tezekkür etmeli ve Rabbisinin rahmetine mazhariyeti ümidiyle yaşamalıdır; bunun gibi, içine Cehennem korkusu damladığı zaman da, yüreği öyle kopmalıdır ki, –hafizanallah– hiç kimse gitmese bile kendisi Cehennem’e gidecek gibi korkmalı, ürpermeli ve titremelidir. İşte bu, dinimizin bizden istediği havf-recâ dengesidir.

Allah havf ve recâ dengesini koruyanlardan eylesin. Âmin!

[1] Tirmizî, tefsîru sûre (7) 3; Ebû Ya’lâ, el-Müsned 11/263-264, 12/8-9; İbn Hibbân, es-Sahîh 14/41. [2] Buhârî, merdâ 1, tevhid 31; Müslim, sıfâtü’l-münâfikîn 58-60. [3] İbn Hibbân, es-Sahîh 2/406; el-Beyhakî, Şuabü’l-îmân 1/483. [4] et-Teftâzânî, Şerhu’l-Makâsıd 2/259. [5] el-Gazzâlî, İhyâu ulûmi’d-dîn 4/165.

53