İçeriğe geç

Hem amel hem de ihlâs üzerinde ısrarla durulmuştur; zira hiç kimse, “ihlâslı amele muvaffak olamıyorum” diye amelinden vazgeçmemelidir. İnsan, amelinin yanında kendini ihlâslı olmaya da zorlamalıdır. Aksi hâlde o, şeytana aldanmış olur. Bazen böyle birine “Falan adam gösteriş için namaz kılıyor.” diyebilirler; ne var ki biz, bir mü’min hakkında, gösteriş için namaz kılıyor diye suizanda bulunamayız. Evet, bazen insan namaza durunca aklına namazın tadil-i erkânını başkalarına göstermek gibi düşünceler gelebilir. Ancak abdest alma, namaz kılma, hele kısa gecelerde yatsı namazını kılma, sonra sabah namazına kalkma ve sıcakta terleye terleye teravih namazını eda etme… gibi külfetleri, sırf gösteriş olsun diye hiç kimse kolay kolay göze alamaz. Her şeye rağmen çok çetin olan bu işlere katlanılırken bir insanın aklından bu tür şeyler geçebiliyorsa o bütün bütün müraî demektir. Binaenaleyh herkes amel ederken, amelinin Cenâb-ı Hakk’ın rızasına muvafık olup olmadığı endişesiyle tir tir titremelidir.

Evet insan, amelinin kabul olup olmaması üzerinde durmamalı, onu düşünmemeli ve “Ben bana düşeni yapmaya çalıştım, elimde çok küçük bir armağanla Rabbimin kapısına geldim; kabul edip etmemek O’nun bileceği şeydir, ama ben, kabul edeceği ümidini beslemekteyim.” demelidir.

258