İçeriğe geç

Yapılacak ikinci bir önemli husus da, önde bulunan ve o işte tecrübesi olan insanların, arızaları baştan keşf ve tespit etmeleri, daha sonra da o meselenin üzerine gitmeleridir. Zira aynı müessesede görev yapan insanlar arasında zuhur eden bu türlü problem ve arızalar, vücutta çıkan bir yara gibidir ve ne kadar erken müdahale edilirse, çözüm de o kadar kolay olur. Bu tür arızalara, değil günler, haftalar, aylarla ömür biçmek, “İnsanların en hayırlısı, üzerinde günahın en az ömürlü olanıdır.” fehvâsınca bunlara hiç yaşama hakkı tanınmamalıdır. Ve günah işleyen bir insan, beş dakika sonra başını seccadeye koyup “Ey Hayy u Kayyum, rahmetine sığınıyorum. Göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsimle baş başa bırakma. Bir düştüm, bir kere daha düşürme…” dediği ve günaha hakk-ı hayat tanımadığı gibi, mü’minler olarak aralarında çıkan arıza ve kusurlara da kalıp kronikleşme hakkı verilmemelidir.

Evet, eğer vaktinde üzerine gidilmezse, bu arızalar zamanla büyüyüp gelişir ve öyle bir hâl alır ki, onulmaz bir yara gibi bir daha da tamir ve tedavisi mümkün olmayabilir. Unutmayalım ki bizler, esbap dairesi içinde yaşıyoruz ve bu daire içinde yaşadığımız sürece de maddî-mânevî zuhur eden arızalarda sebeplere riayet etmekle mükellefiz.

Şayet problem onu görüp hissedenlerin üstesinden gelemeyeceği bir boyut kazanmışsa, o işe müdahale edebilecek başka insanlar bulunmalı ve onların müdahaleleri temin edilmelidir ki, onlar hâdiseyi teşrih masasına yatırsın, kessin, biçsin ve tedavi etsin…

6