Problemleri̇n Çözümü
İnsanların birbirleriyle imtihan olması gayet tabiîdir. Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’de: “…Biz onların bir kısmını diğerleriyle imtihan ettik.”1 buyurmaktadır. İlk insan Hz. Âdem (aleyhisselâm), Cennet’te Hz. Havva ile, şeytanla ve kendi mahiyetinde meknî (saklı) bir kısım duygularla imtihan olmuş ve yeryüzüne indikten sonra da bu imtihanlar devam etmişti. Hz. Âdem’in soyundan gelen insanlar da kendilerine rehber olarak gönderilen peygamberlerle imtihan olmuş, ihtilafa düşmüş, bunların bir kısmı da putlara tapmada ısrar edip onların arkasından gitmişti. Bunların örneklerini bugüne kadar insanlık tarihiyle alâkalı yazılmış eserlerde görmek mümkündür.
Demek insanlık için bir yönüyle enbiyâ-i izâm ve Kur’ân da imtihan vesilesi olmakta; hatta bir kısım üdebâ ve füsehâya göre Kur’ân’ın, herkes için imtihan olabilecek yanlarının dışında, hususî mahiyette bazı âyetlerinin de imtihan sebebi olması söz konusudur. Meselâ, kaide ve dil prensiplerine göre Zemahşerî onu bir tarafa çekmiş, Nazzam bir tarafa çekmiş, Câhız bir başka tarafa çekmiş ve “Şöyle midir-böyle midir?” demişlerdir. İşte bu durum, bazılarını sürükleyip dalâlete götürebilmiştir. Ve tabiî temkinli ruhlar da her zaman onun nurefşan âyetleri karşısında, “Bunlarda beşer aklının idrak edemediği bir şeyler var, biz de idrak edemiyoruz.” demiş ve ona olduğu gibi inanmışlardır.
Dipnotlar
- 1 En’âm sûresi, 6/53.