Evet hatırat-ı kalbimi bilsin, dualarıma icabet etsin.. dünyevî-uhrevî taleplerimi yerine getirsin.. yalnızlığımı giderip bana enis olsun.. ebed arzularıma cevab-ı savap verip gönlümü şâd etsin.. benim gibi bütün dost, ahbab, yârân ve yakınlarımı da âbâd etsin.. bana işte böyle bir mâbud, sevgili, yâr-ı vefâdâr ve her hâlime nigehban bir dost lâzım. Öyleyse buna aşk u alâka kurmak gerekir.
Molla Cami, bu hususu anlatırken, “Yalnız Bir’i iste, başkaları istemeye değmiyor. Bir’i çağır, başkaları imdada gelmiyor. Bir’i talep et, başkaları lâyık değiller. Bir’i gör, başkalar her vakit görünmüyorlar, zeval perdesinde saklanıyorlar. Bir’i bil, mârifetine yardım etmeyen başka bilmekler faydasızdır. Bir’i söyle, O’na ait olmayan sözler mâlâyâni sayılabilir.” demek suretiyle hakikî aşkın Allah’a karşı olan aşk olduğunu, insan Allah’tan gayri neye gönlünü verirse versin, içinde bir burkuntu ve üzüntü bırakıp gideceğini vurgular ki, herkesin meşk edip tekrarlaması icap eden bir husustur.
Hulâsa-i kelâm, fâni ve zâil şeyler, gelip gidişi ile kalbin alâkasına değmediğini göstermekte ve hakikî mahbub arayan gönle,“Allah sevilmelidir.” ihtarını yapmaktadır.