Hz. Vahşî, bağışlanma garantisini aldıktan sonra Allah Resûlü’nün huzuruna gelerek Müslüman olur. Resûl-i Ekrem ise, Hz. Vahşî’ye, kendisini gördüğünde canı gibi sevdiği amcasını hatırlayıp içinde menfi bir duygu belirmesi ihtimaline karşı daha temkinli davranmasını söyler.
Doğrusu Hz. Vahşî, Müslüman olduktan sonra, hep Hz. Hamza’yı öldürmekle işlediği günaha kefaret arayışı içinde olmuş ve nihayet beklediği bu fırsat Yemâme’de karşısına çıkmıştır; hem de Hz. Hamza’nın bağrına sapladığı mızrağı elinde olarak.. evet işte bu mızrağı yalancı peygamber Müseyleme’nin sinesine saplamış ve şöyle demiştir: “Hz. Hamza’yı şehit etmekle insanların en hayırlısının kanına girdim. Resûlullah’ın vefatından sonra Müseyleme’yi öldürmekle ise insanların en kötüsünü öldürdüm.” Kaynaklarda nakledildiğine göre, Vahşî, mızrağını Hz. Hamza’ya önden vurunca Hz. Hamza, mızrağın üzerine kapanıp kalmıştır ki12 ben, onun bu halini Arapça’daki “lâ”ya benzetmişimdir. Gerçi Yemâme’de Hz. Hamza’ya saplanan aynı mızrakla vurulunca Müseyleme de “lâ” hâline gelmişti13 ama Hz. Hamza burada “lâ” ötede “neam”, yani burada cismen yok olsa bile ahiret itibarıyla ebedî varlığa mazhar olmuştu. Müseylemetü’l-Kezzâb ise her iki tarafta da “lâ” olmuş, yani ademe mahkum bir zavallı haline gelmiştir.
Hz. Vahşî, Müseyleme’yi öldürdükten sonra ihtimal Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) mânevî huzuruna gelerek “Artık sana görünebilir miyim Yâ Resûlallah?” demişti ki, bu da onun hayatı boyunca devam ettireceği inâbesiydi. Buradan da anlaşılmaktadır ki, Hz. Vahşî, bir kere Hakk’a dönmekle kalmamış, “Acaba tam olarak döndüm mü?” endişesiyle sürekli O’na yönelmiş ve hayatı boyunca dönüş (inâbe) ameliyesini sürdürüp durmuştu.
Dipnotlar
- 12 Bkz.: et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 3/142; el-Hâkim, el-Müstedrek 2/130, 3/218-219.
- 13 Bkz.: İbn Abdilberr, el-İstîâb 4/1563-1564; ez-Zehebî, Siyeru a’lâmi’n-nübelâ 1/178.