Sofilerin üzerinde durduğu râbıta –yeri Kalbin Zümrüt Tepeleri– dar, ferdî ve özel bir râbıtadır. Bu şekildeki râbıtayı kabul etmede bir beis yoktur. Nasslara göre izahı kabil ve vesilelik mânâsındaki râbıtayı inkâr ise bir bağnazlık ve bir taassuptur. Tabiî onu, sadece şeyhi, mürşidi veya Allah Resûlü’nü tezekkür ve tahattur etme şekline irca etmek de râbıtanın engin mânâsını daraltma demektir.
Tarikatlar râbıtayı şu şekilde uygular: Mürid, mürşit bildiği zatı kendi iki kaşının ortasında, kendisini de onun iki kaşı ortasında gibi mülâhaza eder. Onun şemâilini, hayat tarzını, sîretini, iç âlemini tezekkür ve tahattur ederek, onun gibi olmaya çalışır ve kendini öyle olmaya zorlar.
173