Benli̇k Duygusu
Cenâb-ı Hak, insanı yaratırken, yerinde “ben” deyip varlığını ortaya koyabilecek bir fıtratta yaratmış ve onun benliğini, irade, şuur, his, gönül; diğer yandan da şehvet, kin, nefret vb. duygularla donatmıştır. Bu duygulardan kötü olanlar fenalıklara sebebiyet veriyor diye, onların insanda bulunmamasını istemek, insanlığın da olmamasını istemek olacaktır. Zira insana, insan olma özelliği kazandıran bu ve benzeri duygulardır. Dolayısıyla her şeyden önce bu duyguların bilinmesi, hem insan benliğinin keşfi hem de onların kaynağının Cenâb-ı Hak olması yönüyle kanaatimce büyük önem arz etmektedir. “Nefsini bilen, Rabbini bilir.”, bu hususu ifade eden güzel bir özdeyiştir. Sokrates’in, bu düşünceyi ifade eder mahiyette olan “Kendini bil!” sözünü, okulunun girişine astırdığı söylenir.1 Tasavvufçular bir yandan insan benliğine ilân-ı harp ederken, diğer yandan “fenâfillah” düşüncelerini sağlam bir zemine oturtmak için benliği kazanma sırları üzerinde durmuş ve konuyla alâkalı nice kitaplar yazmışlardır…
Dipnotlar
- 1 Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 10/208 ; el-Münâvî, Feyzu’l-kadîr 1/225, 4/399, 5/50.