Ayrıca onlar, İslâm’a hizmet adına, birer aşk ve heyecan kahramanıdırlar. Abbas İbn Eşyem (radıyallâhu anh), Yermuk’te şehit düşen bir sahabidir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), bu sahabi hakkında: “Kılıçlar başından aşağıya inerken başını hiç çevirmedi.” buyurur ve bundan dolayı da onun Cennet’te reftare gezdiğini haber verir. Onun torunlarından biri, Ömer b. Abdülaziz’in huzurunda kendisini tanıtırken: “Ben o zatın torunuyum ki, Yermuk’te savaşırken, bir kılıç darbesiyle bacağının kesilmiş olduğunu, ancak attan inmek istediğinde tepetaklak düşmesiyle fark etti.” der. Belki bu tür vak’alar, Çanakkale’de, Çaldıran’da, Sırpsındığı’nda ve daha nice savaşlarda da meydana gelmiş ve yaşanmıştır; ancak sahabenin yaşayışı her zaman farklı olmuştur.
Sa’d İbn Rebî, Efendimiz tarafından çok sevilen bir sahabidir. Uhud’da, bir an gözlerden ırak olur. Efendimiz yanındaki sahabilere, etrafı bir arayın der. Arar ve onu yaralı bir hâlde yatıyor bulurlar. O kendisini bulan zata döner ve şu ibret verici sözleri söyler: “Sizin nabzınız attığı müddetçe Efendimiz’e bir şey olursa, Allah’a vereceğiniz hesabın altından kalkamazsınız. Allah Resûlü’ne benden selâm söyleyin, Uhud’un verâsından üfül üfül esen Cennet’in kokularını duyuyorum.”