İçeriğe geç

2. Mardiyye: Bu da, Allah’ın rızasına mazhar olma demektir. Mardiyye, râdiyeden daha önemli bir mertebedir. Tâbiînin büyük kadını, Rabia Adeviye ellerini açıp Allah’a dua ederken: “Allahım, benim Seninle olan alâkam hürmetine değil; Senin benimle olan alâkan hürmetine…” der, dua eder. Çünkü kulun, Allah’la (celle celâluhu) irtibatı ne olursa olsun, Allah’ın kulla olan irtibatı çok daha derin, daha muhit ve daha önemlidir. İşte, “mardiyye” mertebesi, böyle bir hususa açılmış olma ve ona mazhariyet kesbetme hâlidir ki, her iki hâli de nefsinde cem eden Efendimiz ve ashab-ı kiram hakkında, Allah Teâlâ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ buyurmaktadır.

Bu durum, Allah’ın (celle celâluhu) onların hayat tarzlarından, hayatı yorumlayışlarından hoşnut olduğunu gösterir. Öyleyse, onların hayat mertebelerine intibak etmek –ki, o kalıbın içine girmek demektir– bizim için bir gaye ve hedef olmalıdır. Zaten Cenâb-ı Hak, onlar için bu ifadeyi kullanmakla sanki bize: “Bu hayat tarzı, Benim razı olduğum bir tarzdır. Onu yakalayın ve Benim hoşnutluğuma mazhar olun ki, ben de sizden razı olayım.” demektedir.

2