أَخْرَجَ شَطْأَهُ“Topraktan rüşeymini çıkarır.” Ki, o da bir maddedir. شَطْأَ kelimesinde maddî yapının zuhuru gibi bir mûsıkî de gizlidir. Burada her kelime, mükemmel sözcüğüyle ifade edilemeyecek ölçüde seçilmiş.. seçilmiş ve âdeta bir dantelanın atkıları hâlinde örgülenmiştir.
فَاسْتَغْلَظَ“Gılzet kazanır, kalınlaşır, sertleşir.” Burada da mesele hep madde etrafında dönmektedir. Zira mânânın, ruhun, metafiziğin kalınlaşması mümkün değildir.
فَاسْتَوٰى“O maddî yapı üzerinde kalkar, doğrulur.” demektir. عَلٰى سُوقِه۪ İnsanın sâkı, bacaklarıdır. Filiz ve ağacın sâkı ise sapıdır.
يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ“Öyle ki, tohumu, toprağın bağrına atan insan bile, onu bu hâliyle gördüğü zaman şaşkınlıktan kendisini alamaz.”
لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ“Kâfirleri öfkelendirir.” Bu ise, başkalarının gözünü doldurması, onların içine takdir, dehşet ve korku salması gibi hep maddeye müteallik şeylerdir.
Dikkat edildiği takdirde, İncil’de yer alan meseleler, fizikî açıdan, tamamen maddeci bir anlayışı aksettirmekte ve her şey mahsusata müteallik yanları ile nazara verilmektedir. Tevrat’ta zikredilen hakikatler ise, hiçbiri elle tutulur, gözle görülür ve pozitivistçe mülâhazalarla mahsusata taalluk eden şeylerden değildir. Bunların hepsi âdeta insanları âlem-i emir ve mücerret hakâik etrafında dolaştıran mânevî şeylerdir.