İçeriğe geç

Peygamberle beraber maiyyet-i nebeviyeye eren herkes, maiyyet-i ilâhiyeye de ermiş demektir. Bir yönüyle âlem-i cismaniyet ve âlem-i halka ait Efendimiz’le maiyyet, aynı zamanda âlem-i emre ait Cenâb-ı Hak’la maiyyetin bir izdüşümüdür. İşte âyet-i kerimede, وَالَّذِينَ مَعَهُ derken bahsettiğimiz bu beraberlik anlatılmaktadır. Âyetin devamında ise, bu ufku yakalayan insanların özelliklerinden bahsedilmektedir.

Bu özelliklerden biri, onların أَشِدَّٓاءُ عَلَى الْكُفَّارِ olmalarıdır. Yani mahiyetlerindeki inanma istidadını körelten, bunca delâil Allah’ın varlığını ilan ederken bütün bütün onları tekzip edip inkâra sapan ve ilâhî meşaleyi söndürmeye çalışan insanlara karşı şedittirler.

İkinci özellikleri ise, رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ“Kendi aralarında fevkalâde şefkatli ve merhametlidir.”

Bu özellikler, تَرٰيهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًا“Sen, onları sürekli rükû ve secde hâlinde görürsün. Allah’ın lütuf ve rızasını ister dururlar.” Demek ki onlar, ayaklarını koydukları yere başlarını da koyarak bir halka hâline gelmiş ve böylece Allah’a en yakın bulunma hâlini ihraz etmişler. Aynı zamanda onlar, her şeylerini Allah’ın fazlından bilirler. Zaten neticede onların istedikleri sadece ve sadece Allah rızasıdır.

سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِمْ مِنْ أَثَرِ السُّجُودِ“Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir.”

ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰبةِ“İşte bunlar, ümmet-i Muhammed’in Tevrat’taki vasıflarıdır.” Bir kısım semavî kitaplarda tahrif söz konusu olmuş ve büyük ölçüde hüdanın yerini heva, ruhun yerini de madde almıştır. Tevrat’ta ümmet-i Muhammed anlatılırken, mânevî yönleri ve yanlarıyla ve metafizik cepheleriyle anlatılmaktadır.

Diğer taraftan وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنْجِيلِ كَزَرْعٍ“Onların İncil’deki vasıflarına gelince, onlar tıpkı bir ekin gibidirler.” Ekin, tohumla meydana gelir ve maddîdir. Tohum, bir cisimdir ve tıpkı yumurtadaki ukde-i hayatiye ve insandaki sperm gibi hayat programı yüklenmiş bir varlıktır.

4