Hatta bazen insanın kendisine ait çeşitli hâl ve davranışları, iyi veya kötü fiilleri, değişik sembollerle âlem-i misale aksederek, zaman zaman o insan tarafından da görülebilir. Onun için ehlullah, bu mevzuda çok temkinli hareket etmiş, perde-önü ve perde-arkasını müşterek değerlendirmeye çalışmışlardır. Diyelim ki bir insan, kendi mânâ ve ruh yapısını zehirleyip, tahrip edecek bir iş yaptı veya yapacak. Şayet bu kişi, o işi yapacaksa, bunu âlem-i misalde Levh-i Mahfuz-u Hakikat’ten akseden bir motifle görebilir. Yani böyle bir insan, rüyasında kendisine bir yılanın musallat olduğunu ve kendisinin akreplerin içinde bulunduğunu müşâhede edebilir. Meselâ, dünya için, اَلدُّنْيَا جِيفَةٌ وَطَوَالِبُهَا كِلَابٌ denilmiştir. Dünyaya ait bütün vâridâtın görüntüsü, âlem-i misalde bir pislik şeklindedir.
Bu açıdan insanın kendisi veya bir başkası, rüyasında böyle bir pisliğin bulaştığını görürse, işte o kadar dünya malı kendisine bulaşacak demektir. Bu bir rüyadır ve rüyaların kendilerine göre bir kısım kanun ve prensipleri vardır. Bu, bazen bir sembol hâlinde yansıdığı gibi, bazen de açık olarak yansıyabilir. Belki gördüğü şeylerle şahsı tiksindirmek için, bir hikmete binaen her şey bu kabîl sembollerle gösterilebilir. Şayet tiksindirme meselesi söz konusu değilse, Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) göründüğü ve Hz. Ebû Bekir’e (radıyallâhu anh) temessül ettiği gibi açıktan açığa da ifade edilebilir. Bu, aynı zamanda o kişinin şahsı ve ufkuyla alâkalı bir durumdur.