İçeriğe geç

2. Berâ İbn Âzib’in rivayet ettiği diğer bir hadis-i şerifte Efendimiz şöyle buyururlar: “Kur’ân’ı sesinizle tezyin ediniz (süsleyiniz).”18 Yani bir mânâda, müzeyyen olan Kelâm-ı İlâhî’nin ziynetine göre sesinizi ve dilinizi güzel kullanın. Böyle bir mânâyı özellikle arz etme lüzumu duydum; zira bir kısım katı hadis nakkadı (tenkitçisi) ve zâhirperest kimseler, sahih hadis kitaplarında rivayet edilmiş olmasına rağmen, bu hadisi kabul etmezler ve “Kur’ân, zaten süslü ve ziynetlidir ve onu sesle tezyine ne hacet var? Hadisin metni, ‘Seslerinizi Kur’ân’la süsleyiniz.’ şeklinde olmalıdır; olmalıdır çünkü Kur’ân-ı Kerim’in bizim sesimizle güzellik kazanmaya ihtiyacı yoktur. Aksine bizler onun kıraatiyle seslerimizi tezyine muhtacız. O ise her zaman güzeldir.” derler. Fakat bu, oldukça tekellüflü bir yaklaşımdır. Zira hadis-i şerifte “Siz, Kur’ân’ı kendi seslerinizle süsleyin.” buyrulmaktadır.

Gerçi Kur’ân-ı Kerim’de baş döndüren bir ifade ve üslûp güzelliği vardır ama, sesi güzel olmayan ve tecvid kaidelerini bilmeyen birisinin, münasebetsizce bağırarak ve harflerin başını-gözünü yararak okuduğu Kur’ân, şüphesiz onun dilinden ve mûsıkîsinden anlayan insanların kulaklarını tırmalar. İhtimal, böyle bir okuyuş, gönüllerde heyecan uyandırma yerine insanları Kur’ân dinlemekten dahi soğutur.

Bu açıdan da denebilir ki, “Kur’ân’ı seslerinizle güzelleştiriniz.” tevcihinin önemli bir mahmili olmakla beraber, hadisle vurgulanmak istenen husus, ayrı bir güzelliğe atıfta bulunmaktadır. Zira sesini Kur’ân’ın muhtevasıyla bütünleştirip, onun mûsıkî ve âhengini yakalayan, kıraat ve tecvid kaidelerine de hassasiyetle riayet ederek, onu güzel sesle okuyan birinden Kur’ân dinlemek, insanı zevk ve heyecana boğar.

284