İçeriğe geç

Meseleyi böylece yerli yerine oturtunca, buradaki mûsıkî kelimesinden kastedilen klasik mûsıkî midir, modern mûsıkî midir türünden akla gelen istifhamlar da artık söz konusu olmayacaktır. Zira Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, her şeyiyle kendidir ve onun kendine has bir beyan zemzemesi vardır.

Daha önce de işaret ettiğimiz gibi Kur’ân, insan fıtratına hitap etmektedir. Evet, fıtratta mevcut olan bütün duygulara Kur’ân’da cevap bulmak mümkündür. Güzel sesin belli keyfiyetlerde terennüm edilmesiyle, beşerde meknûn (saklı) bazı duygu ve hisler heyecana gelir. Şüphesiz beşerî duyguları en güzel şekilde heyecanlandıran en üstün beyanların başında Kur’ân gelir. Bir şecaat hissi, kahramanlık hissi, diğergamlık hissi neyse, güzel sese ve güzel terennüme meyil duygusu da odur. İşte Kur’ân, hakikî okuyucusuyla bütünleştiği zaman, dinleyicisinin gönlünü öyle mest eder ki, artık onda başka herhangi bir şeye meyil ve arzu bırakmaz. Arzu ederseniz bu mevzuu biraz daha açalım:

278