İçeriğe geç
7. Bölüm

Beşinci Bölüm Kur’ân’ı Anlama

KUR’ÂN’I ANLAMA

Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, beşerin bütün hayatını kuşatmaktadır. O, ferdî, ailevî, içtimaî, ahlâkî, iktisadî… hâsılı, hayatın her sahasına ait bazen icmâlî bazen de tafsîlî hükümler vaz’etmiştir. Asırlar boyu insanlığın büyük bir bölümü şöyle ya da böyle kendisini alâkadar eden her meselede onun getirdiği esaslara müracaat etmiş ve hayatını onunla şekillendirmiştir. Bu müracaatlarda zaman zaman yorum sapmaları olmuş ise de, Kur’ân, temiz bir gönülle ve sahabe anlayışı ve sâfiyeti içinde kendisine yapılan müracaatlarda insanlara hep kurtuluş ve mutluluk yolu gösteren yegâne kaynak olmuştur.

Hemen belirtelim ki, zaman zaman Kur’ân’la alâkalı yorum sapmaları, onun her zaman sahabe anlayışı içinde ele alınamamış olmasındandır. Yoksa her asırda Kur’ân’ın binlerce cilt tefsiri yapılagelmiştir. Bu tefsirler, bizim için ve İslâm kültür tarihi açısından çok feyizli ve bereketli eserlerdir. Elbette ki bu ciddî çalışmaların artıları olduğu kadar, eksileri de vardır.. ve artılar daha çok olmasına rağmen, –maalesef– Kur’ân adına esefle karşıladığımız bir kısım eksiler de olmuştur.

Bu konuda söylenebilecek en büyük eksiklik, Kur’ân’ı yorumda asrî yaklaşımlardır. Yani müfessirler, Kur’ân’ı tefsir ederken, yaşadıkları devrin ilim ve idrak seviyesini aşamamış ve çağlarının bilgi seviyesi açısından tafsile girerek muvazeneyi koruyamamışlardır. Dahası, bir kısım müfessirler, Kur’ân anlayışını kendi devirlerinin nâtamam bilim anlayışlarına uydurmaya çalışmışlardır. Böyle bir şey, hüsnüniyetli de olsa, Kur’ân’a yapılan yersiz ve seviyesiz bir müdahaledir. Bununla beraber, bunlardan art niyet taşımayan, samimî ve hâlis kimselerin sa’yini alkışlamayı İslâmî edebimizin gereği sayar ve “Allah, onların sa’y ve gayretlerini meşkûr kılsın..!” deriz.

Şimdi isterseniz bu meseleye de tarihî gelişimi içinde kısaca bir göz atalım:

286