İçeriğe geç

Sonunda ben de huzura girdim. Selâm verdiğim zaman Allah Resûlü acı acı gülümsedi ve “Gel!” dedi. Yaklaştım ve önüne oturdum. Bana, “Niçin savaşa katılmadın? Sen Akabe’de bîat edip söz vermemiş miydin; hem sefer için binek hayvanı satın almamış mıydın?” diye sordu. Ben şu cevabı verdim: “Evet ey Allah’ın Resûlü! Şu anda senin değil de dünya ehlinden bir başkasının yanında oturmuş olsaydım, inandırıcı mazeretler ileri sürüp, mutlaka öfkesini gidererek yanından ayrılırdım. Çünkü, –Allah’ın lütfu– insanlara fikrimi kabul ettirmeyi iyi beceririm. Fakat, yemin ederim ki, bugün sana yalan söyleyerek gönlünü kazansam bile, yarın Cenâb-ı Hak işin doğrusunu sana bildirecek ve sen bana güceneceksin. Şayet doğruyu söylersem, o zaman da bana kızacaksın. Ama ben doğruluğu seçerek Allah’tan hayırlı sonuç bekliyorum. Vallahi savaşa gitmemek için hiçbir özrüm yoktu. Hiçbir zaman gazâdan geri kaldığım sıradaki kadar da kuvvetli ve zengin olamamıştım!..”

114