Ötede Meşakkat Çekmemek İçin
Rahata düşkünlüğün sebep olduğu en büyük sefalet ve rezalet ise, tembelliğin, insana bu dünyada acı ve ızdırap çektirdikten sonra onu bir de ahirette azaba dûçar etmesidir. Burada “Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Rasûlullah” hakikatine sığınmayan ve ruhlar aleminden mahşer meydanına, oradan da daha ötesine kadar uzanan yolculuk için azık edinmeyen tembel kimseler zâhiren bazı yüklerden kurtulmuş olacaklar ama her durakta önlerine çıkan tehlikeler karşısında tir tir titreyecek ve sürekli bin bir türlü ihtiyaç içinde kıvranıp duracaklardır. Tembellik ve tenperverlikten dolayı burada namaz, oruç, zekat gibi ibadetlerden kaçanlar, görünüşte onların yükünden kurtulmuş olacaklar; fakat, daha sonra her köşe başında kendilerini bekleyen şeytanî tuzaklara hazırlıksız yakalanacak ve dünyada razı olmadıkları azıcık meşakkate karşılık her durakta çok büyük zahmetler çekeceklerdir. Allah’a iman eden ve kulluk görevini yerine getiren kimseler ise, dünyadaki az bir meşakkate bedel, hem burada Cenâb-ı Hakk’a tevekkül ederek rahat bir ömür sürecek, hem de hayatta iken biriktirdikleri namaz, oruç, hac gibi sermayeleriyle ötede de yol boyu önlerine çıkabilecek tehlikelere ve ihtiyaçlara karşı azık hazırlamış olacaklardır.
İşte, bunlardan dolayıdır ki, Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) zararlı ve istenmeyen şeylerden Allah’a sığınırken tembelliği de zikretmiş “Rabbim, tembellikten Sana sığınırım.” demiştir. Dahası, huzuruna gelip müslümanlığını ilan edenlerden Allah’ın emir ve yasaklarına riâyet edeceklerine dair söz alırken, bazılarından tembellikte bulunmayacakları hususunda da biat etmelerini istemiştir.