İçeriğe geç

Bu açıdan da, Kur’ân’ın hâdimleri, Hak nezdindeki kıymetlerini Allah’la münasebetlerinde aramalı ve şeklî, sûrî şeylerin dergâh-ı ilahîde bir kıymet ifade etmediğini bilmelidirler. Evet, bir hadis-i şerifte de vurgulandığı gibi, Allah Tealâ sizin şekillerinize, zahirî hallerinize, sûrî yatıp kalkmalarınıza değer vermez; Cenâb-ı Hak, ancak kalbî heyecanlarınıza, iç derinliklerinize ve gönlünüzden nebeân eden, içinizin yansıması olan samimi davranışlarınıza bakar ve onları değerlendirir. Şayet, davranışlarınızda kalbî bir derinlik yoksa ve onlar gönlünüzden kopup amel sahasına dökülmüyorsa, o zaman bütün cehd ü gayretiniz beyhûdedir.

Öyleyse, iman hizmetine adanmış ruhlar, hem “Ey iman edenler! Niçin yapmadığınız şeyleri söylüyorsunuz?” (Saff, 61/2) itâbına (azarlama) muhatap olmamak, hem de “Neden insanları çağırdığınız hakikatleri hakkıyla temsil etmemek suretiyle yalancı durumuna düşüyor ve İslam’ın çehresini karartıyorsunuz?” sualine maruz kalmamak için azamî gayret göstermelidirler. Konumuzla alakalı olarak da, farz namazları hakkıyla ikâme etmenin yanı sıra, tam bir namaz kahramanı haline gelebilmek için şu hususlara çok dikkat etmelidirler:

Namaz Kahramanı Olabilmenin Üç Şartı

1. Allah Rasûlü (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) bize bir hedef gösterirken, Cennet’te yüz mertebe bulunduğunu ve Firdevs’in, makam bakımından en yüksek derece olduğunu belirttikten sonra, “Allah Teâlâ’dan Cennet’i istediğiniz zaman, Firdevs’i isteyiniz.” buyurarak, himmetimizi âli tutmamız gerektiğine işaret etmiştir. Dahası, bize Firdevs talebinden de öte isteklerde bulunma edebini öğretmiş ve Cenâb-ı Hak’tan neler isteyebileceğimizi gösteren dualar talim buyurmuştur. Ondan öğrendiğimiz dualar sayesindedir ki, sabah-akşam “Allah’ım, Cemâlini seyretme arzusuyla içimizi doldur, Sana kavuşma şevkiyle gönlümüzü coştur ve ötede Cemâlinle bizi serfiraz kıl” diyoruz; Cemâlullah’ı müşahedeye, rıza-yı ilahîyi tahsile ve rıdvâna ermeye talip olduğumuzu ilan ediyoruz. Evet, Peygamber Efendimiz’den öğrendiğimiz bu dualar, asla dûnhimmet olmamamız ve himmetimizi hep âlî tutmamız gerektiğini salık veriyor.

243