Soru: Yanlış anlaşılmaması ümidiyle, defalarca farklı kesimler tarafından bizlere sorulan bir hususu dile getirmek istiyorum: Zât-ı âlinizin vefatı sonrası bugün yürütülen bu eğitim faaliyetlerinin devamında sevk ve idare yapısı adına neler düşünüyorsunuz?
Cevap: Şimdiye kadar çeşitli vesilelerle ifade etmeme rağmen tekrar tekrar gündeme getirilen bir soru üzerinde son –inşaallah son olur– sözlerimi söyleyeyim.
Birileri tarafından ifade edilen ve bana küfür etme kadar ağır gelen bir tabirle “Fethullah Gülen Cemaati” diye isimlendirilen topluluk, bu millete ve insanlığa hizmet düşünce ve metodlarını gönüllü olarak kabullenen insanların meydana getirdiği bir gönüllüler hareketidir. Benim bu yapı içindeki yerim ise, başkaları ne derse desin, sıradan bir fert olma çaba ve gayretinden ibarettir. Biliyorum, bazıları bunu mübalağalı bir ifade olarak algılayacak, kim bilir çokları bıyık altından gülecek; ama her şeye nigehban olan Rabbim biliyor ki, bütün amacım bu milletin bugünü ve yarınları adına akıllara durgunluk veren fedakârlıklara katlanan insanların içinde sıradan bir fert olabilmek ve bu hâl üzere ölmektir.
Benim altmış beş yıllık hayatım hemen herkesin malûmu. Otuz yıla yakın cami kürsülerinde vaaz etmiş; şehir şehir, kasaba kasaba dolaşarak halkla beraber olmuş; yeri gelmiş onlarla birlikte gülmüş, yeri gelmiş yine onlarla birlikte ağlamış bir insanım. Sevinçleri sevincim, kederleri kederim olmuş hayatım boyunca. Fahr için değil; ama bir hakikatin vuzuhu adına söyleyeyim, bu sureçte ben şahsî zevk ve lezzetleri iradî olarak bir kenara bırakarak milletimin derdiyle dertlenmişim.