İçeriğe geç

Evet, artık herkes biliyor ki, asıl işi ben olan, beni suçlu göstermek ve hakkımda mahkûmiyet kararı çıkması için ellerinden gelen her türlü gayreti gösteren bazı insanlar var. Ama bu insanlar bilmiyorlar ve anlamıyorlar ki, bu hizmetlerin varlığı ve devamının benim fâni şahsımla bir alâkası yok. Bunlar, asırlarca dünyada söz sahibi olmuş bir milletin içinden nebean eden duygu, düşünce ve inancın yeniden harekete geçişinin bir göstergesi ve sonucudur. Bu ruh korunduğu müddetçe de bu faaliyetler katlanarak devam edecektir.

Ben kalb, şeker, yüksek tansiyon başta, daha onlarca hastalıkla hayatının son demlerini yaşadığına inanan bir insanım. Kabre bu kadar yaklaşan, yaklaştığını hisseden, ötelere iman ile dopdolu bir kalbe sahip olan her insan gibi, benim de tek amacım, bu günlerimi Rabbimin rızasını tahsil istikametinde değerlendirmekten ibarettir. Bu açıdan işin aslını isterseniz, mesele Allah rızası olduktan sonra karar beraat olmuş, mahkûmiyet olmuş çok da önemli değil. Ama yukarıda da ifade etmeye çalıştığım gibi, yaralanan ve mutlaka tamiri gereken bir kamu vicdanı vardır. Mevcut kanunlar muvahecesinde ispatı yapılamamış sözde suç vardır. İspat ya da itiraf ile tespiti yapılamamış suça beraat vermemek, herkesin bildiği, “Aksi ispatlanana kadar her şahıs masumdur.” hukuk kaidesine aykırıdır. Bu açıdan erteleme kararına avukatlarımın yapmış olduğu itirazın Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin yetkili hâkimleri tarafından tekrar dikkatlice inceleneceğine inanıyor ve adaletin tecellî ettiğini gösterecek bir kararın geç de olsa verileceğini ümit ediyorum.

Vefat Sonrası Sevk ve İdare

118