İçeriğe geç

Ancak diyebiliriz ki “konuma saygı” diyalogdan da öte daha derin bir mânâ ifade etmektedir. Evet, “konuma saygı” ifadesiyle yukarıda dile getirilen muhtemel risk ve endişeler izale edilebilir. Çünkü “konuma saygı” dediğimizde, bir kişinin hangi dinden, hangi anlayıştan olursa olsun evvela onun bir insan olduğu ve insan olduğu için de saygıya layık bulunduğu anlayışı vardır. Evet, bizim inancımıza göre Cenâb-ı Hak her bir insanın mahiyetine iyilik adına bir kısım nüveler, çekirdekler koymuştur. Bu yönüyle her bir insan potansiyel olarak, Cenâb-ı Hakk’ın onun adına yemin ettiği eşref-i mahlûk bir varlıktır. Allah Teâlâ Kur’ân-ı Mübîn’de; وَلَقَدْكَرَّمْنَا بَنِۤي أٰدَمَ“Andolsun ki Biz, insanı çok kerim (şerefli) yarattık.”1 buyuruyor. Başka bir âyet-i kerimede ise لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ فِۤي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ“İnsanı ahsen-i takvîme mazhar olarak yarattık.”2 deniliyor. Dikkat edildiğinde görüleceği üzere âyet-i kerimelerde şerefli ve ahsen-i takvîme mazhar olarak yaratıldığı ifade buyrulan ve üzerine yemin edilen varlık “mü’min” değil, “insan”dır. Demek ki her bir insan potansiyel olarak bu şeref ve değeri haiz bir varlıktır.

Bu âyet-i kerimelerden hareketle biz, konuma saygı dediğimizde evvela insanlığa ve insanî değerlere saygıyı anlıyoruz. Ayrıca bilinmesi gerekir ki, konuma saygı, aynı zamanda inanca saygıyı da ihtiva eder. Çünkü bir kimsenin doğru olarak kabul ettiği, doğru olduğuna inandığı bir değerle, o insanı birbirinden ayıramazsınız. O hâlde diyebiliriz ki, eğer siz bir insanın inanıp benimsediği değerlere saygılı olmuyor, saygılı davranmıyorsanız, o insana da, o insanın insanlığına da saygı duymuyorsunuz demektir.

68