Aslında günümüzde yapılan bütün hizmetleri, hak ve hakikat yolunda ortaya konan bütün cehd ve gayretleri vesile ve gaye farklılığı açısından böyle bir değerlendirmeye tâbi tutabiliriz. Meselâ günümüzde muhabere ve muvasala imkânları son derece ilerlemiş, küre-i arz büzülmüş, küçülmüş, mesafeler daralmış, milletlerarası temaslar sıklaşmış ve dünyamız âdeta küçük bir köy, bir kasaba hâline gelmiştir. İşte eğer biz, ruhumuzun ilhamlarını, inançlarımızın güzelliklerini müstaid başka gönüllere de duyurup ifade etmek istiyorsak o zaman, çağımızın bu şartlarını nazar-ı itibara almamız gerekir. Bu ise, yapacağımız faaliyetlerin hoşgörü çerçevesinde ve farklılıklara tahammül anlayışı içerisinde yerine getirilmesini lüzumlu kılmaktadır. Gerçi şimdilerde, zımnında bazı olumsuz mânâları tedai ettirdiği düşüncesiyle hoşgörü kelimesini kullanmama yönünde bir temayül söz konusu. Çünkü hoşgörü denildiğinde, sanki birilerinin hoş olmayan tavır ve davranışları var ve muhatabın o tavır ve davranışları da hoş görülmeye çalışılıyor gibi anlaşılabilmektedir. Ayrıca, “Başkaları ne hâlde olursa olsun ben onları hoş görüyorum.” gibi bir mülâhazada az bir bencillik, bir iddia ve egoizmanın bulunduğu da söylenebilir. O sebeple bu mefhum yerine “Hangi düşünceden olursa olsun karşılıklı konuşarak anlaşabilme.” mânâsını ifade eden diyalog kelimesi tercih edilir oldu.
Konuma Saygı ve Vaad Ettikleri