İçeriğe geç

Fakat inşirah-ı sadr meselesinin doğru anlaşılması için öncelikle, İnsanlığın İftihar Tablosu’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendi ufku, kendi seviyesi itibarıyla muvakkaten yaşamış olduğu dîk-ı sadr yani gönlün sıkışması meselesinin doğru anlaşılıp doğru değerlendirilmesi gerekir. Hemen ifade etmeliyim ki, dîk-i sadr mevzuunu, –hâşâ–, Efendiler Efendisi’nin stres veya anguaz türünden bir hâlet-i ruhiyeye maruz kaldığı şeklinde düşünüp değerlendirmek kesinlikle doğru değildir. Evet, değil İnsanlığın İftihar Tablosu’nun (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) ben sıradan bir mü’minin bile stres, anguaz gibi ruh hâlleri yaşayacağına inanmıyorum; inanmıyorum çünkü stres ve anguaz gibi şeyler Allah’a, haşr ü neşre, kadere, her şeyin Allah tarafından takdir edilen bir plana göre cereyan ettiğine inanmayan rehbersiz insanların maruz kaldıkları/kalacakları iç sıkıntı ve tedirginlik ruh hâlleridir. Efendiler Efendisi’nin (aleyhissalâtü vesselâm) yaşadığı ise, hak duygusunun o muzdarip gönülde hâsıl ettiği heyecan ve hafakandan, bâtıl duygu ve düşüncesine karşı koyma cehdi ve gayretinden başka bir şey değildir.

İştiyakla Beklenen Vahiy Sağanağı

128