İçeriğe geç

Evvela o büyükleri her yönleriyle anlayıp idrak edemesek, kavrayıp yakalayamasak bile, yakalayabildiğimiz hususiyetleri itibarıyla bu durum, bizim için bir hedef ve ufuk teşkil eder, irfan ve mârifet kaynağı olur. Evet, onların dini yaşamadaki o baş döndüren hassasiyet ve derinliklerine, o aşkınlıklarına muttali olduğumuzda hayranlık duyar ve imreniriz. Böylece, bizim içimizde de mükemmeli yakalama adına bir niyet belirir, arzu ve iştiyak hissi hâsıl olur. Onların yaşadığı gibi yaşayabilmeyi, yani bütün yabancı mülâhazaları kafamızdan silip atarak Allah’a kilitlenebilmeyi, kendi uzaklığımızı aşarak O’na ulaşabilmeyi, ulaşıp mutlak kurbeti yakalayabilmeyi hedefler, bu yüce gayeye ulaşma peşinde oluruz; olur ve o gayeye ulaşamasak da ulaşma niyet ve gayretinin mükâfatını alırız. Çünkü mü’minin niyeti amelinden hayırlıdır.

Elbette ki, bir Yahya b. Saidü’l-Kattan, Şûbe b. Haccac gibi cismanî ve bedenî zevkleri terk edip kılı kırk yararcasına bir hayat yaşamak, üveyikler gibi sürekli yükseklerde uçacak bir azim, irade ve kararlılık ortaya koymak bir hayli zordur.

Öyle ki, Yahya b. Saidü’l-Kattan Hazretleri için, “Hayatında tebessüm dışında güldüğüne hiç şahit olmadık.” deniliyor. Yakınında bulunan bir zat da onun için, “Ben onu çocukluğundan beri tanıyorum, değil günah, hatasına dahi şahit olmadım.” ifadelerini kullanıyor.7 Kalb ve ruh ufkunun kahramanı bu zat, aynı zamanda hadis ilminde de zirve bir insan olarak kabul edilir.

77