Hz. Pîr, ihlâs kulesinin başından düşen kişinin düz bir zemine değil, derin bir çukura düşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu ifade ediyor.116 Çünkü kişi ne kadar iltifat ve nimete mazharsa düştüğü zaman kötü bir zemine düşme riski de o kadar fazladır. Harem odasına alınmış biri, orada küçük bir küstahlık yaptığında, koridora veya salona çıkarılmakla bırakılmaz, kapının önüne atılır. Bu itibarla hatalar, konuma göre daha farklı bir boyuta ulaşır. Hataların büyük veya küçük olması şahıslara göre değişebilir. Bunu ifade etme adına şöyle demişlerdir: “Hasenatü’l-ebrâr seyyiatü’l-mukarrabîn” yani ortalama salih insanların sevapları, Allah’a yakınlaşmış has kullar (mukarrabin) için günah bile olabilir.
Bazen de belalar ve musibetler, bütün bir milletin başına, fasıkların ve zalimlerin işlemiş olduğu melanetlerden ötürü gelir. Eğer bir toplumda hırsızlık ve yolsuzluk başını almış gidiyor, fuhşun önüne geçilemiyor, yalan sıradan bir durum sayılıyor, nifak ve ikiyüzlülük prim yapıyor, zulüm ve haksızlıklar işleniyor, yaşanan bunca dejenerasyona başkaları da sessiz kalıyor ve bunları umursamıyorsa bütün bir toplum maddî-manevî âfetlere maruz kalabilir. Hz. Musa’nın Cenab-ı Hakk’a soru üslubuyla şu yakarışı da buna işaret eder: اَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ السُّفَـهَآءُ مِنَّاۚ“Aramızdaki akılsızların yaptıklarından dolayı bizi helâk eder misin Allah’ım?!”117
Şu âyet-i kerime de bu mânâyı destekler: وَاتَّـقُوا فِـتْـنَةً لَا تُص۪يبَنَّ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْـكُمْ خَآصَّةًۚ وَاعْلَمُوٓا اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ“Öyle bir fitneden sakının ki o, hususi olarak içinizden yalnız zulmedenlerin başına gelmez (hepinize dokunur). Biliniz ki Allah’ın cezası şiddetlidir.”118 Hazreti Bediüzzaman bu âyeti, Erzincan ve İzmir’de meydana gelen büyük zelzeleler münasebetiyle yazdığı zelzele bahsine serlevha yapmıştır.