Cenab-ı Hak, günahlarımız yüzünden bizi imtihanlara maruz bırakıyorsa bize düşen, tevbe kurnalarına koşarak temizlenmeye ve arınmaya çalışmak, dua dua Allah’a yalvarmaktır. Dua ederken ağzımızdan dökülen her kelime, kalbimizin sesi olmalıdır. Önceden ezberlediğimiz talâkatli sözlerle edebiyat yaparak, şatafatlı kelimelerle suniliğe düşerek değil; bilakis saf, duru ve heyecan dolu gönlümüzle Rabbimize teveccüh etmeli, ihlâs ve samimiyetimizi ortaya koyabilmeliyiz.
Şahsî suç ve günahlarımız umumi sıkıntılara sebep olabilir. Herkesin bu noktada kendisini gözden geçirmesi gerekir. Bazı insanlar vardır ki toplum için âdeta birer ümit âbidesidir. Millet, ümidini onlara bağlamış, onların hizmetleriyle güzel şeyler olacağına, yeni doğumların gerçekleşeceğine inanmıştır. Onların gerekli temsili ortaya koyamamaları, konumlarının hakkını verememeleri, yanlış yapmaları, hatalı yollara girmeleri toplumda ciddi sarsıntı meydana getirir. Âdeta gemilere yol ve yön gösteren fenerler sönmüş olur. Bu yüzden o gemilerin gidip nereye aborda olacağı belli olmaz. Bu açıdan belli noktaları tutmuş insanlardaki kıvam kaybı, topyekûn merhamet-i ilâhiyenin kesilmesine bile sebep olabilir. Hiçbirimiz peygamber değiliz. Hepimiz hata edebiliriz. Yaptığımız hatalar da birer musibet hâlinde geri dönebilir. Bundan hiç tereddüdünüz olmasın.