İçeriğe geç
31. Bölüm

İmtihan Ve Hakta Sebat

Her hâlimiz ve tavrımızla iman, ihsan, ihlâs, yakîn ve rıza kahramanı olmaya çalışmalıyız. Bütün bir hayatımızı bu unsurlarla bir dantela gibi işlemeliyiz. Asıl derdimiz, hedefimiz, işimiz bu olmalı. Her bir davranışımızın Cenâb-ı Hakk’ın marziyât-ı sübhâniyesine muvafık olması için çok yalvarmalıyız. O’nun rızasına uygun düşmeyen hiçbir şeye razı olmamalıyız. Farz-ı muhal, şayet O, bizim insanları Cennet’e götürmemizden, Firdevs’in kapısını açmamızdan razı değil; bunu bile arzu etmemeliyiz. Gerçi bunlar bizim boyumuzu aşkın konulardır. Fakat bir hakikati dile getirme adına, “farz-ı muhal” şeklinde kayıt düşerek söylenince zannediyorum mahzuru olmayacaktır.

Evet, en önemli husus, yapıp ettiğimiz şeylerden Allah’ın razı ve hoşnut olması, bizim de sürekli O’nun rızasının peşinde koşmamızdır. Ancak her zaman bu talebimizde başarılı olamayabiliriz. İnsan olmamız ve nefis taşımamız itibarıyla yer yer hatalar yapabiliriz. Bununla birlikte, falsolarımız bizi böyle yüksek bir duygu ve düşünceyi sürekli vird-i zebân etmekten (tekrarlamaktan) alıkoymamalıdır. Düşsek, sürçsek bile, hemen ayağa kalkmalı ve yine “Allah’ım, iman, ihsan, ihlâs, rıza, aşk u iştiyak…” demeye devam etmeliyiz. Hayatımızı bu yüce gaye etrafında örgülemeli, Allah rızasını elde etmeyi biricik maksadımız hâline getirmeliyiz. Yatıp kalkıp sürekli, “Allah’ım, Seni görüyor gibi kulluk yapmaya, Senin tarafından görülüyor olma mülâhazasıyla yaşamaya, muradın istikametinde adım atmaya muvaffak eyle ve beni bu mülâhazalardan bir an dûr eyleme (uzaklaştırma)!” diye yalvarmalıyız.

197