“İnsanların cefasına katlanarak onların arasında bulunan mü’min, onlardan ayrı durup, cefalarına katlanmayan insandan daha çok ecir kazanır.”8
Evet, çirkef bir cemiyetin içinde bulunup da “emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker” yapma, bir kenara çekilip kendini ibadet ü taate vermekten daha üstün bir ibadettir. Eğer bu kudsî vazife, şahsî ibadetlerden daha üstün olmasaydı, Allah Resûlü evinden dışarıya çıkmaz; daima Cenâb-ı Hak’tan gelecek tecellîlere gönlünü mâkes yapmakla meşgul olur ve insanların arasına hiç mi hiç girmezdi. Ve yine eğer bu vazife diğer amellerden, bilhassa uzletten daha hayırlı olmasaydı, bizzat Efendimiz: يَۤا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُقُمْ فَأَنْذِرْ “Ey örtüsüne bürünen Nebi! Kalk ve insanları inzar et!”9 hitabına muhatap olmazdı.
Evet, din bütünüyle nasihattır. Din, “emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker”dir. Allah Resûlü, ashabına bu fermanı vermiştir. O: “Din nasihattir.” deyince sahabi: “Kimin için (nasihattir)?” diye sormuş, Efendimiz de: “Allah için, Kitabı için, Peygamberi için, Müslümanların imamları için ve bütün Müslümanlar içindir.” cevabını vermişti.10
Dipnotlar
- 8 Tirmizî, kıyamet 55; İbn Mâce, fiten 23.
- 9 Müddessir sûresi, 74/1, 2.
- 10 Müslim, îmân 95; Tirmizi, birr 17; Ebû Dâvûd, edeb 59.