İçeriğe geç

Evet, bir insanın her sahada rehber ve mütehassıs olması mümkün değildir. Her asırda, her türlü şartlar altında ve her seviyede insanın müşkillerini çözebilecek prensipler ortaya koymak, hiçbir zaman bir insanın vüs’at ve kapasitesi dahilinde olamaz. Hiçbir beşerin zihninden çıkan prensipler, asırlarca kıtalara huzur ve saadet veremez. İlâhî Kitab’a dayanmayan, vahye istinat etmeyen beşerî sistemler değişmeden, revizyona uğramadan elli yıl bile ayakta kalamazlar. Beşer mahsulü kaideler, sistemler, fikirler, düşünce ve ideolojiler eskir, yetersiz kalır, yan tesir gösterir ve yenilenir, hatta değiştirilme ihtiyacı hissettirir. Hâlbuki, Kur’ân’ın hiçbir mevzuunda, hiçbir kaide ve prensibinde ve hiçbir meselesinde bu gibi arıza ve noksanlıklar bulmak mümkün değildir.

Servetin sadece zenginler elinde dönüp dolaşan bir devlet olmaması;9 insan için sa’y ve emeğinden başka bir şey olmadığı;10 emanet ve vazifelerin ehline verilmesi ve adaletle hükmedilmesi gerektiği11 ve bir nefsi öldürmenin bütün insanları öldürmek gibi olduğu12 şeklindeki temel, ölümsüz kaide ve prensipleri; ayrıca, fert, aile ve cemiyet için birer semm-i kâtil, yani öldürücü zehir olan faiz, kumar, içki ve fuhşun her çeşidinin, yalan, iftira, lüks ve israfın yasaklanması; insanın insanlığını kazanması, ferdî ve içtimaî hayatında daha dünyadayken Cennet benzeri bir hayat yaşaması için emredilen namaz, oruç, hac, zekât ve daha başka ibadetler, yine en iyi ve en güzel ahlâk kaideleri, akıl ve ruhları Cennet ve ebedî âleme yönlendirip, Allah korkusunu her kalbe inzibat, buna karşılık Allah sevgisini de teşvikçi yapma, fert ve cemiyetin saadeti için konulan ideal ölçü, kaide ve prensipler, onun ezelî ve ebedî, Hakîm ve Rahîm Yaratıcı’nın Kelâmı olduğunun bariz delilleri değil midir?

99