Hâlbuki Kur’ân-ı Kerim’de, hem Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) okuma-yazması olmadığından bahsedilmekte ve dolayısıyla önceden ne eline bir kitap alıp okuduğu, ne de bir kitap yazmış olduğu anlatılmakta,20 hem de geçmiş hâdiselerin içinde bulunmadığı ve daha önceden o hâdiseleri bilmediği ifade edilmektedir.21 Okuma-yazması olmayan, eline önceden kitap almayan tabiî ki geçmiş hâdiselerin içinde bulunmayan, kimseden dinlemeyen ve öğrenmeyen bir Zât’ın her sahada çok kesin bilgiler vermesi, o Zât’ın Allâmü’l-Guyûb olan Allah’ın (celle celâluhu) Resûlü olduğunu göstermez mi?
19. Hiçbir yazar, eserinde, kendisinin ve eserinin korunacağını ve bahsettiği hakikatlerin bir gün bütün âlemin ufuklarında şehbal açacağını kesin bir dille ifade edemez. Rahat döşeklerde, konforlu arabalarda ve her türlü imkân içinde hayat sürerken bile, bütün tehlikelerden masun ve mahfuz kalıp, vazifemizi itmam edeceğimizi söyleyebilir miyiz?
Evet, biz nasıl hayatımızı garanti edemezsek, eserimizin hayatiyetini de aynı şekilde garanti edemeyiz. Çok makaleler, kitaplar, şarkılar bir ara liste başı olur, sonra da söner ve unutulur gider; yerlerine yenileri gelir, onlar da eskir ve bu hep böyle sürer gider. Hâlbuki bizzat Kur’ân’da “Allah seni insanlardan koruyacaktır.”22 ve “Kur’ân’ı Biz indirdik ve onun koruyucuları da Biz’iz.”23 denilerek, Peygamberimiz’in de, Kur’ân’ın da her türlü tehlike, yıpranma, suikast ve akla gelebilecek maddî-mânevî taarruz ve tuzaklardan masun ve mahfuz olduğu açıkça ilan edilmekte ve bu ilan geçerliliğini hâlâ muhafaza etmektedir, kıyamete kadar da edecektir.
Dipnotlar
- 20 Bkz.: Ankebût sûresi, 29/48.
- 21 Bkz.: Âl-i İmrân sûresi, 3/44; Hûd sûresi, 11/49; Kasas sûresi, 28/44.
- 22 Mâide sûresi, 5/67.
- 23 Hicr sûresi, 15/9.