Zamanın değişmesiyle Kitap ve Sünnet’in aslını bozmadan değişik çağlara göre, bugüne kadar henüz tam açılmamış kapalı yanlarını açma mânâsına ona yeni yorumlar getirmek, bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerdendir. İslâm’a ait meseleleri anlatmada terennüm, üslûp ve anlatma tarzı değişebilir. Zaten netice itibarıyla Kur’ân kudsî bir malzemedir. Ve bu malzeme değişik şekillerde kullanılabilir. Önemli olan, bu malzemeyi alıp evirip-çevirme, değişimi gözeterek çağlara ve devirlere göre onun değişik cevherlerini ortaya koymaktır. Tarih boyunca bu semavî beyan hep yeni yorumlar ile renklendirilegelmiştir. Meselâ, Ömer b. Abdülaziz, İmam Gazzâlî, Fahreddin Râzî, İmam Rabbânî ve Bediüzzaman onu öncekilere nispetle daha farklı okumuşlardır. Bu, hem bir ihtiyaç hem onun muhteva zenginliğinin ortaya konması hem deكُلُّ جَدِيدٍ لَذِيذٌ “Her yeni şey tatlıdır.” fehvâsınca, herkese yenilikteki lezzeti duyurmaktır.