kendilerine su diye takdim edilen şeyler, onların ciğerini daha da yakmış ve onlarda daha bir içme arzusu doğurmuştu; doğurmuş ve şehevânî duyguları teskin etme adına kendilerine sunulan bohemlik o cismanî duygularının tamamen kabarıp hayvanca bir hâl almasına sebep olmuştu. Küçük meseleler onur-gurur meselesi yapılarak insanlar birbiriyle çatışmaya itilmiş ve bugün de bazı şom ağızlıların, “Bu dünya yaşanacak bir dünyadır; nereden çıkarıyorsunuz ahireti ve şu hayatı zehir ediyorsunuz..” dedikleri gibi o gün de,
deyip Ömer Hayyam felsefesi içinde yaşamışlardı ki, bütün bunlar birer yanlışa kilitlenmeydi. İşte Efendimiz’e ait önemli vazifelerden birisi de bu yanlışlıkları herkesin anlayacağı bir dille birer birer ortaya koymak, sonra da onların karşısına doğru alternatifler vaz’ etmekti ve işte O bunu yaptı.
Netice itibarıyla Efendimiz’in ister müspet adına yapıp ortaya koyduğu şeylerin yaygınlığı, isterse menfilik adına çözdüğü şeylerin herkesi meşgul edecek kadar ciddî olması ve onların bugün dahi hayatiyet ifade etmesi, O’nun bütün yanlışları çözen bir hesapküşâ olduğuna apaçık işaret etmektir.
İyilik Yapmak
Mü’min, devamlı iyilik yapma fırsatlarını kollayan, böyle bir fırsat ele geçince de hiç vakit kaybetmeden iyilikte bulunan, kendisini iyilik yapma düşüncesine adamış insan demektir. Hatta ona göre iyilik sadece insana değil, hayvana veya bitkiye de yapılabilir. Bu mânâda acıkan bir hayvana yiyecek vermek, kurumaya yüz tutmuş bir ağacı sulamak da birer iyiliktir. Eşref-i mahlûkat olan insana yapılan iyilik ise, diğer varlıklara karşı yapılan iyiliklerle kıyaslanamayacak kadar kıymetli ve üstündür.