İçeriğe geç

Evet, mü’minin her ânı ibadet yörüngeli geçmelidir. Ama, ayağı uzatıp lehviyata dalmaktansa, ayağı uzatıp Kur’ân okumak elbette ki ondan daha iyidir. Bence, yatarken Allah’ın anılmasından daha ayıp bir şey varsa o da, yatarken, kalkarken, otururken Allah’ı anmamak, lehviyatla meşgul olmaktır. Zaten bir hadislerinde Allah Resûlü: “Müslümanın İslâmiyetine ait güzelliklerindendir, onun mâlâyânîyi terk etmesi…”9 buyurmuyor mu?

İnançsızlara Kâfir Denmemeli

İslâm, insanlara karşı hitap şeklini dahi bildirecek kadar hayatın her karesine girmiş bir dindir. Sadece mü’minlere değil, bütün insanlara karşı hangi üslûpla konuşmamız gerektiği yüce kitabımızda bildirilmiştir. Her şeyden önce Cenâb-ı Hak, insanları iman yoluna davet etmenin “hikmet” ve “mevize-i hasene”10 ile olacağını talim buyurur. Mü’minlerin, iman sahibi olmayanlara karşı konuşma üslûbu, en az birbirlerine karşı olan üslûp ve tutumları kadar önem arz etmektedir. Konuya bu açıdan bakıldığında, kâfire kâfir demenin mü’mine hiçbir şey kazandırmadığı görülecektir. Cenâb-ı Hak bir âyette, “Onların Allah’tan başka yalvardıkları tanrılarına hakaret etmeyin ki, onlar da cahillik ederek hadlerini aşıp Allah’a hakaret etmesinler…”11 buyurmaktadır. Evet, mü’mine düşen, küfür sözü söylememek, konuşurken uygunsuz kelimelerle konuşmamak ve karşısında kim olursa olsun onu rencide etmemektir. Mü’min, kendine düşeni yapmalı ve bütün samimiyetiyle her ânını dinini anlatma, tanıtma ve sevdirme yolunda harcamalıdır.

42