Görülüyor ki, o koca kumandan Halid, mal beyannamesinde bulunuyor ve malının hesabını veriyor ki, İslâm’ın maliyesi bu türlü insanların elinde idi ve asla çarçur edilmiyordu. Yakına, akrabaya -avam ifadesiyle- peşkeş çekilmiyordu. Dağıtım hakkaniyetle yapılıyor ve israfa meydan verilmiyordu.
b. Takdirle Yâd Edilecek Eserler Bırakmak
İslâm maliyesinin vazifelerinden biri de, gelecek nesillerin takdirle yâd edeceği ve hatırlayacağı eserler bırakmaktır. Medeniyet tarihi, ecdadımızın bize, onları hayırla hatırlayacağımız çok sayıda eser bıraktığını yazmaktadır.
Bazılarının, kendi ruh köküne cibillî düşmanlık ve nefretlerinin bir alâmeti olarak, ecdadı kınayıcı ifadeler kullanmalarının ilmî ve insanî hiçbir değer ve kıymeti yoktur. Bunlar, ecdadımızın bu kadar minare bırakacağına, bize neden fabrika bacaları bırakmadığını soruyorlar. Bu düşünce sahipleri kendi tarihini bilmediği gibi, dünya teknoloji tarihini de bilmiyorlar demektir.
Evvelâ, ecdadımızın bıraktığı minareler, fabrika bacasına mâni değildir ve olmamıştır da. İkinci olarak, teknolojinin bu safhaya sıçraması daha dün denecek kadar kısa bir zaman önce gerçekleşmiştir. Üçüncüsü, ecdadımızın bize bıraktığı el tezgâhları hiç de küçümsenecek oranda değildir. Dördüncüsü, Batılı, fabrika bacalarını diktiği günden beri ecdadımıza teknolojik gelişmeleri yakından takip ve tatbik edebilecek bir huzur ve fırsat vermemiştir. Bunda âbâ u ecdadımızın hiçbir günah ve kusuru yoktur.