İçeriğe geç

Hz. Osman muhasara edilmiş. Bir Osman ki, o da hem halife hem de Allah Resûlü’nün gözünün nuru iki kerimesini ayrı ayrı nikâhlama şerefine ermiş bir insan. Bu itibarla kendisine ‘İki nur sahibi’ mânâsına ‘Zünnureyn’ denilmiştir.

Efendimiz ona: “Yâ Osman, Allah sana bir gömlek giydirecek. Bir gün gelecek senin o gömleği çıkarmanı isteyecekler. Sakın onların isteklerine uyup, o gömleği çıkarma!”6 buyurur.

Bu sebepledir ki, o, hilâfeti bırakmamada ısrar etmişti. Yoksa onun halifelik veya herhangi bir dünya makamında gözü yoktu.

Hz. Osman’ın etrafındakiler kendisinden, onu öldürmek için gelen şakî güruhu bertaraf etmek için müsaade istediklerinde o, bu teklifi asla kabul etmez.7

İhtimal, “Ben sadece hilâfeti bırakmamakla emrolundum. Mü’min kanı dökmekle değil!” diye düşünür. Bununla o da, insana insan olması sebebiyle nasıl bir değer verdiğini göstermek istiyordu.

Ve Abdülhamid… Aradan asırlar geçmiş Abdülhamid Cennetmekân da aynı şeyleri yazmış ve aynı şeyleri söylemişti. Evet, o da saltanattan olmayı, bir mü’minin kanını dökmeye tercih etmişti.

İşte İslâm, insana böyle değer veriyordu. Bu itibarla mü’minler de aynı şekilde insana değer vermek zorundadır.

Bu, suçlular asla cezalandırılmayacak demek değildir. Nitekim yukarıda meselenin bu yönüne de temas edilmişti.

Burada üzerinde durmak istediğimiz husus ise, insanın mükerrem olma keyfiyetidir. Bu da teb’a ve raiyet münasebeti incelenirken dikkat edilmesi gereken hususlardandır.

2. İçtimaî Yapı ve Lider

İslâm’da idare eden ve edilenler arasında hiçbir ayrım söz konusu değildir. Tavan ve taban bu içtimaî yapıda iç içe girmiş bir bütünün parçaları durumundadır.

149