Asırlarca doğuda ve batıda insanlığı kasıp kavuran, toplum ve aile yapısını alt-üst eden birtakım fikrî ve içtimaî cereyanlar zuhur etmiştir ki, bu cereyanlar karşısında hayatî dinamikleri günümüze kadar sapasağlam ayakta kalabilen sadece ve sadece İslâm toplumu olmuştur. Bu da bize İslâm’daki aile yapısının ne kadar muhkem temeller üzerine oturduğunu göstermektedir.
Bu da, iyi bir izdivaç ferdin şahsî ve içtimaî hayatında yapıcı ve yükseltici bir unsur olmasına karşılık, düşünülmeden yapılan kötü bir izdivaç da hem aile hem çocuklar hem de bunlardan meydana gelecek cemiyet için ciddî bir tali’sizlik vesilesi demektir.
6. Organize Olmuş Küçük Birlik: Yuva
Şimdiye kadar tarifini yapmaya ve boyutlarını çizmeye çalıştığımız yuva kurulduktan sonra, içtimaî hayatımızın âhenk içinde çalışan hücresi teşekkül etmiş sayılır.
Yuva, çeşitli boyda aminoasit dizileriyle çalışan bir hücreye benzer. Burada vuruşma ya da sürtüşme söz konusu değildir. Hücre, tıpkı bir devlet gibi, içindeki ayrı ayrı boyda sıralanmış aminoasitler, DNA ve RNA’lar; yani işaret eden, şifre gönderen ve bu şifreleri alıp mühendislik ya da kimyagerlik yapan birimlere sevkeden organize bir komplekstir ve âdeta küçük bir devlet gibi teşkilatlandırılmıştır.
Yuva da öyledir. O da, küçük çapta iyi organize edilmiş bir devlet gibidir. Değilse bile öyle olmalıdır. Aslında onun bir şey olup olmaması da böyle bir yöntem ve üslûp seçimine bağlıdır.
Yuva böyle âhenk içinde çalışır hâle geldikten sonra, içtimaî tekâfül (sosyal dayanışma) büyük bir rüknüne kavuşmuş sayılır. Artık bundan sonra, yuva kendi sorumluluğunun şuuruyla yaşayacak, dolayısıyla da toplum asla yuvazede olmayacaktır.