İçeriğe geç

İşte tam bu esnada Allah Resûlü mü’minleri biata davet etti. Biat denince akan sular duruyordu. Şimdi herkes sıraya girmiş Allah Resûlü’nün elinden tutarak biat ediyordu. Ve her sahabi, hangi şartlarda olursa olsun ve hangi teklifle gelirse gelsin Allah Resûlü’ne bütünüyle bağlı kalacağına söz veriyordu. İşte bu bağlılık sözü ve bu mânâda Allah Resûlü’ne el verip yemin etme, Kur’ân’da tebcil ediliyor ve oradaki mü’minlerin bu hareketleriyle Cenâb-ı Hakk’a ne derece yakınlık kazandıkları dile getiriliyordu. Bu da yine cihada verilen değerin bir başka tezahürüydü…

Bir başka âyette mealen şöyle deniliyor:

“Allah, mü’minlerden mallarını ve canlarını onlara (verilecek) Cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürülürler ve öldürürler. (Bu), Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’ân’da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah’tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır? O hâlde O’nunla yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kurtuluştur.”7

Nefislerini, bedenlerini, cismanî varlıklarını Allah’a satan insanlar, bunun karşılığında Cennet’i ve Cenâb-ı Hakk’ın rızasını kazanıyorlar ve bunu ifade ederken Kur’ân-ı Kerim “alışveriş” tabirini kullanıyor. Bu öyle bir pâye ki, insan bu sayede Cenâb-ı Hakk’a muhatap olacak seviyeye yükseliyor.

187