Sonra teşehhüde oturup bütün mahlûkatın mübarek selam ve dualarını, tertemiz salâvatlarını kendi adına, varlığının başlangıcı ve sonu olmayan o Cemîl ve Celîl Zât’a hediye eder ve Resûl-u Ekrem’ine selam ile bağlılığını yeniler. Emirlerine itaatini göstererek imanını tazelemek ve nurlandırmak için şu kâinat sarayındaki hikmetli intizamı seyredip Sâni-i Zülcelâl’in birliğine şahitlik eder.
İşte, rubûbiyet saltanatını ilan ve Allah’ın razı olduğu şeyleri tebliğ eden, kâinat kitabının ayetlerinin tercümanı olan Muhammed-i Arabî’nin (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğine şehadet demek olan akşam namazını kılmanın ne kadar hoş, temiz bir vazife, ne kadar aziz, lezzetli bir hizmet, ne güzel bir kulluk, ne kadar ciddi bir hakikat ve bu fâni misafirhanede bekâya yakışır bir sohbet, sürekli bir saadet olduğunu anlamayan insan, nasıl insan olabilir?
Yatsı vaktinde, gündüzün ufukta kalan izleri de kaybolup gece âlemi kâinatı kaplar.
مُقَلِّبُ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ olan Kadîr-i Zülcelâl’in o beyaz sayfayı siyah bir sayfaya çevirmesini, Rabbanî tasarrufuyla yaz mevsiminin süslü, yeşil sayfasını kışın soğuk, beyaz sayfasına dönüştürmesini ve مُسَخِّرُ الشَّمْسِ وَالْقَمَرِ olan Hakîm-i Zülkemâl’in ilahî icraatını hatırlatır.
Hem ölümü ve hayatı yaratan Cenâb-ı Hakk’ın, zamanın akışıyla kabir ehlinden geriye kalan eserlerin şu dünyadan silinip tamamen başka âleme geçmesindeki icraatını andırır. Yerlerin ve göklerin Hâlık’ının şu dar, fâni ve kıymetsiz dünyanın dehşetli bir sonla tamamen harap olmasındaki ve geniş, bâki, muazzam ahiret âleminin ortaya
Dipnotlar
- “Gece ve gündüzü birbiri ardınca çeviren” (Bu lafız Nur sûresinin 44. ayetinin ifadesidir).
- Güneşi ve ayı emri altında tutan.
- Cenâb-ı Hakk’ın (celle celâlüh), ölümün ve hayatın yaratıcısı olduğuna dair bkz. Mülk sûresi, 67/2.
- Cenâb-ı Hakk’ın (celle celâlüh), yeryüzünün ve göklerin yaratıcısı olduğuna dair bkz. Bakara sûresi, 2/164; Âl-i İmran sûresi, 3/190, 191; En’âm sûresi, 6/1, 73; A’râf sûresi, 7/54; Tevbe sûresi, 9/36; Yûnus sûresi, 10/3, 6; Hûd sûresi, 11/7; İbrahim sûresi, 14/19, 32; Hicr sûresi, 15/85, Nahl sûresi, 16/ 3; İsrâ sûresi, 17/99; Kehf sûresi, 18/51; Furkan sûresi, 25/59; Neml sûresi, 27/60, Ankebût sûresi, 29/44, 61; Rûm sûresi, 30/8, 22; Lokman sûresi, 31/25; Secde sûresi, 32/4; Yâsîn sûresi, 36/81; Zümer sûresi, 39/5, 38; Mü’min sûresi, 40/57; Şûrâ sûresi, 42/29; Zuhruf sûresi, 43/9; Duhân sûresi, 44/38; Câsiye sûresi, 45/22; Ahkaf sûresi, 46/3, 33; Kaf sûresi, 50/38; Hadîd sûresi, 57/4; Teğâbün sûresi, 64/3.