İçeriğe geç
Sözler

Birinci Nükte

Namazın mânâsı, Cenâb-ı Hakk’ı tesbih etmek, O’nun yüceliğini ilan ve O’na şükretmektir. Yani, celâline karşı sözle ve fiilen “Sübhanallah” deyip O’nu takdis etmek… Kemâline karşı sözle ve amelle “Allahu Ekber” deyip yüceliğini ilan etmek… Cemâline karşı da kalb, dil ve bedenle “Elhamdülillah” deyip şükretmektir.

Demek ki, tesbih, tekbir ve hamd, namazın çekirdekleri hükmündedir. O yüzden bu üç şey, namazın bütün hareket ve zikirlerinde bulunur. Bu sebeple de namazdan sonra onun mânâsını kuvvetlendirmek için şu mübarek kelimeler, otuz üçer defa tekrar edilir. Namazın mânâsı, işte şu özlü ifadelerle perçinlenir.

İkinci Nükte

İbadetin mânâsı, kulun Cenâb-ı Hakk’ın huzurunda kendi kusurunu, aczini ve fakrını görüp O’nun kusursuz rubûbiyetinin, kudretinin ve rahmetinin önünde hayret ve muhabbetle secde etmesidir. Yani rubûbiyetin saltanatı, nasıl kulluğu ve itaati isterse, onun kutsiyeti ve paklığı da kulun kendi kusurunu görüp istiğfar ile Rabbinin bütün noksanlıklardan uzak, dalâlet ehlinin bâtıl fikirlerinden münezzeh ve yüce, kâinatın bütün kusurlarından mukaddes ve arınmış olduğunu “Sübhanallah” tesbihi ile ilan etmesini ister.

Hem rubûbiyetin kusursuz kudreti, kulun kendi zayıflığını ve bütün yaratılmışların aczini görerek, Samed Yaratıcının kudretinden tecelli eden eserlerdeki ihtişam karşısında hayranlık ve hayret içinde “Allahu Ekber” deyip tevazu ile rükûa gitmesini, O’na sığınmasını ve tevekkül etmesini ister.

Rubûbiyetin sonsuz rahmet hazinesi ise kulun kendi ihtiyacı ile bütün yaratılmışların fakrını, ihtiyaçlarını talep ve dua lisanıyla bildirmesini, Rabbinin ihsan ve nimetlerini “Elhamdülillah” diyerek şükür ve senâ ile ilan etmesini ister.

Demek, namazın fiilleri ve sözleri, bu mânâları içeriyor ve namaz işte bunlar için Allah tarafından emir buyrulmuştur.

62