İçeriğe geç
Sözler

Akşam vakti ise kışın başlangıcında yaz ve güz âlemindeki nazenin ve güzel varlıkların hazin bir veda içinde kaybolup gittiği zamanı andırır; insanın vefatıyla bütün sevdiklerinden elemli bir şekilde ayrılıp kabre gireceği zamanı hatırlatır. Hem dünyanın sekerat zelzelesi içinde ölümüyle, üzerindeki her şeyin başka âlemlere göçeceğini ve bu imtihan yerinin lambasının söndürüleceğini hatırlatır; yok olup giden sevgililere taparcasına bağlananları şiddetle ikaz eder.

İşte akşam namazı için, böyle bir vakitte, yaradılışı gereği yüzünü arzuyla bir Cemâl-i Bâki’ye dönen, O’na ayna olan insan ruhu, şu büyük işleri yapan ve bu koca âlemleri çekip çeviren, değiştiren, varlığının başlangıcı ve sonu bulunmayan Kadîm ve Bâki Zât’ın yüce arşına yönelir. Bütün fânilerin üstünde “Allahu Ekber” diyerek onlardan elini çekip Mevlâ’ya hizmet için el bağlar ve Dâim-i Bâki’nin huzurunda kıyam edip “Elhamdülillah” der. O’nun kusursuz kemâline, benzersiz cemâline, sonsuz rahmetine karşı hamd ve sena edip إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ demekle, yardımcıya ihtiyaç duymayan rubûbiyetine, ortaksız ulûhiyetine, vezirsiz saltanatına karşı kullukta bulunur ve O’ndan yardım diler. Hem nihayetsiz büyüklüğü, sınırsız kudreti ve kusursuz izzeti karşısında rükûa gidip bütün kâinatla beraber zayıflığını ve aczini, fakrını ve küçüklüğünü ortaya koymakla سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ diyerek Yüce Rabbini tesbih eder. Hem Zât’ının daimî güzelliğine, değişmez, kutsî sıfatlarına, mutlak ebediliğine karşı secde edip hayret içinde kendi küçüklüğünü bilmekle, Allah’tan başka her şeyi terk edip muhabbetini, kulluğunu ilan etmekle ve bütün fânilere bedel bir Cemîl-i Bâki, bir Rahîm-i Sermedî bulup سُبْحَانَ رَبِّيَ الْأَعْلٰى demekle bâki ve kusurdan münezzeh Yüce Rabbini takdis eder.

66