İçeriğe geç
Sözler

irade ve hikmet cilvesine mazhar kılar, ona lâkayt kalmaz, onu başıboş bırakmaz. Bu da gösteriyor ki, sayısız şuur sahibi varlığın beşiği, anası, yuvası ve koruyucusu olan koca yeryüzünde yalnızca mühim işler ve haller değil, –küçük olsun, büyük olsun- hiçbir şey O’nun iradesi ve kasdı dışında değildir. Fakat Kadir-i Mutlak, hikmetinin gereği olarak, görünen sebepleri icraatına perde yapar. Depremi dilediği vakit bazen bir maden yatağına harekete geçmesini emrederek onu ateşler. Yani deprem, madenlerdeki değişimler neticesinde de olsa, yine Cenâb-ı Hakk’ın emri ve hikmetiyle meydana gelir; başka türlü olamaz.

Mesela, bir adam tüfekle birini vursa, vuran adamı yok sayıp yalnız fişekteki barutun ateş almasına bakarak biçare maktulün hukukunu büsbütün çiğnemek, ne derece akılsızlık ve divaneliktir. Aynen öyle de, Kadîr-i Zülcelâl’in itaatkâr bir memuru, hatta bir gemisi, göklerde süzülen bir misafirhanesi olan yeryüzüne verilen, “Gaflet ve azgınlık yolundakileri uyandırmak için gövdende bulunan, hikmet ve irade ile saklanmış bombayı ateşle!” şeklindeki Rabbanî emri unutmak ve tabiata sapmak, ahmaklığın en çirkinidir.

Altıncı Soruyu Tamamlayan Bir Haşiye:

Dalâlet yolundakiler ve dinsizler, menfaatlerini korumak ve müminlerin uyanışına karşı koyup mâni olmak için o kadar garip bir inat ve hayret verici bir ahmaklık gösterirler ki, insanı insan olduğuna pişman ederler.

Mesela, bu son zamanlarda insanoğlunun bir derece umumi hal alan zulümlü, karanlık isyanlarına kâinat ve yeryüzündeki bütün unsurlar kızdığından, yerlerin ve göklerin Hâlık’ı da, yalnız hususi bir rubûbiyet ile değil, belki bütün kâinatın, âlemlerin Rabbi ve Hâkim’i olması itibarı ile, kuşatıcı ve geniş bir tecelliyle kâinatın bütününde ve rubûbiyetinin küllî dairesinde insanlığı uyandırmak, dehşetli azgınlığından vazgeçirmek ve tanımak istemediği Zât’ını ona tanıtmak istedi. Bunun için benzersiz, kesilmeyen bir su, hava ve elektrikten deprem, fırtına ve dünya savaşı gibi umumi, dehşetli afetleri insanın yüzüne çarptı. Bununla hikmetini, kudretini, adaletini, kayyûmiyetini, iradesini ve hâkimiyetini pek açık bir şekilde gösterdi. Böyle olduğu halde, insan suretindeki bir kısım ahmak şeytanlar, o küllî, Rabbanî işaretlere

218