Hem, “Ben de herkes gibiyim.” deme! Çünkü herkes sana ancak kabir kapısına kadar arkadaşlık edebilir. Herkesle musibette beraber olma tesellisi ise kabrin öbür tarafında pek temelsizdir. Hem kendini başıboş zannetme! Zira şu dünya misafirhanesine hikmet penceresinden baksan, düzensiz, gayesiz hiçbir şey göremezsin. Sen nasıl başıboş, gayesiz kalabilirsin! Deprem gibi yeryüzü hadiseleri, tesadüf oyuncağı değildir. Mesela: Yeryüzüne, birbiri içinde gayet muntazam ve nakışlı gömlekler gibi giydirilmiş bitki ve hayvan türleri baştan aşağı gayelerle, hikmetlerle donatılmıştır. Ve yerküre gayet yüce gayeler içinde kusursuz bir intizam ile meczup mevlevî gibi döner. Bunları gördüğün ve bildiğin halde, nasıl olur da –bir inkârcının yaptığı gibi– dünyanın, insanoğlunda, bilhassa müminlerde- beğenmediği bir kısım gaflet tavırlarına karşı manevî ağırlığından omuz silkmesine benzer deprem gibi hadiseleri gayesiz, tesadüfî zannedersin! Böyle yapanlar, o musibeti yaşayanların elîm zayiatını sebepsiz, boşu boşuna olmuş gösterip onları müthiş bir ümitsizliğe düşürürler. Hem büyük bir hata hem de büyük bir zulüm işlerler.
Öyle hadiseler, Hakîm ve Rahîm bir Zât’ın emriyle müminlerin fâni malını sadaka hükmüne çevirip bâkileştirir ve nimetlere karşı nankörlükten gelen günahlara kefarettir.
Bir gün gelecek, şu itaatkâr yerküre, yüzünün süsü olan insanlığın eserlerini şirke bulaşmış ve şükürsüz görüp çirkin bulacak. İşte o zaman Hâlık’ın emriyle büyük bir deprem bütün yüzünü siler, temizler. Yeryüzü Allah’ın emriyle O’na ortak koşanları cehenneme döker, şükredenlere “Haydi, Cennet’e buyrun!” der.
Dipnotlar
- Haşiye: İzmir depremi münasebetiyle yazılmıştır.