beğendirmemiş. İkinci kapı, sırf Kur’an-ı Hakîm’in hakikatlerinin ilancısı olmam yönüyledir. Bu kapıdan girenleri –baş göz üstüne– kabul ediyorum. Onlar da üç tarzda olur: Dost, kardeş veya talebe...
Dostun hususiyeti ve şartı şudur ki: Risalelere ve Kur’an nurlarına dair hizmetimize kesinlikle ve ciddi bir şekilde taraftar olsun; haksızlığa, bid’atlara ve dalâlete kalben taraftar olmasın ve Kur’an nurlarından kendisi için de istifadeye çalışsın.
Kardeşin hususiyeti ve şartı şudur: Risale-i Nur’un neşrine hakiki olarak, ciddi çalışmakla beraber beş farz namazını eda etmek ve yedi büyük günahı işlememek.
Talebeliğin hususiyeti ve şartı şudur ki: Risale-i Nur’u kendi malı ve telifi gibi hissedip ona sahip çıksın, en mühim hayat vazifesini onun neşri ve ona hizmet bilsin.
İşte bu üç tabaka, benim üç şahsiyetimle alâkalıdır: Dost, benim kendime ait şahsiyetimle münasebetli olur. Kardeş, kulluğum ve kulluk noktasındaki şahsiyetimle alâkalıdır. Talebe ise Kur’an-ı Hakîm’in ilancısı olmam yönüyle ve hocalık vazifesindeki şahsiyetimle ilgilidir.
Görüşmenin de üç meyvesi var:
Birincisi: Kur’an hakikatlerinin ilancısı olmam itibarı ile Kur’an’ın mücevherlerini benden veya Risale-i Nur’dan ders almak, bir ders bile olsa…
İkincisi: İbadet yönünden ahirete dair kazancıma ortak olmak... Üçüncüsü: Beraber Cenâb-ı Hakk’ın dergâhına yönelip kalben bağlanarak Kur’an-ı Hakîm’e hizmette el ele verip başarı ve hidayet istemek…
Eğer talebe ise, her sabah sürekli ismiyle, bazen de hayaliyle yanımda hazır ve duamdan hissedar olur.
Eğer kardeş ise, birkaç defa hususi ismi ve suretiyle duamda, manevî kazancımda hazır ve ondan hissedar olur. Sonra bütün kardeşler içine dâhil edip Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine teslim ediyorum; dua vaktinde “ihvetî ve ihvânî” (kardeşlerim) dediğim vakit onların arasında bulunur. Ben bilmesem de Allah’ın rahmeti onları biliyor ve görüyor.
Eğer dost ise, farzları yerine getirip büyük günahları terk ederse umumi mânâda kardeşleri anmam itibarı ile duama dâhildir. Bu üç tabakanın da beni manevî dua ve kazançlarına dâhil etmesi şarttır.