Dokuzuncu Mesele Mühim ve Mahrem Bir Mesele ve Bir Velâyet Sırrı
İslam âleminde “Ehl-i Sünnet ve Cemaat” denilen, hak ve istikamet ehli olan büyük cemaat, Kur’an ve iman hakikatlerini istikamet dairesinde, sünnet-i seniyyeye noktası noktasına uyarak muhafaza etmiştir.
Veli zâtların büyük çoğunluğu o daireden çıkmış. Başka bir kısım veliler, Ehl-i Sünnet ve Cemaat’in bazı düsturları dışında ve usullerine muhalif bir caddede görünmüş. İşte şu kısım velilere bakanlar ikiye ayrıldı:
Bir kısmı Ehl-i Sünnet’in usulüne muhalif oldukları için onların veliliğini inkâr ettiler. Hatta kimilerini küfürle itham etmeye kadar gittiler.
Diğer kısım, onlara uyanlardır. Onların veliliğini kabul ettikleri için derler ki, “Hak, yalnız Ehl-i Sünnet ve Cemaat’in yoluyla sınırlı değil.” Bid’atçılardan bir topluluk oluşturdu, hatta dalâlete kadar gittiler. Bilmediler ki, hidayete ermiş her zât hidayete götüremez. Şeyhleri hatasında mazurdur, çünkü meczuptur. Kendileri ise mazur olamaz.
Orta yolu tutan bir kısım ise o velilerin velâyetini inkâr etmedi, fakat yollarını da kabul etmediler. Derler ki: “Usul dışı sözlerinde ya hâle mağlup olup hata ettiler ya da o sözler mânâsı bilinmeyen müteşâbih ifadeler gibi, manevî bir sarhoşluk halinde söylenmiş ölçüsüz ifadelerdir.”
Maalesef birinci kısım, bilhassa dış görünüşe bakıp hüküm veren âlimler, ehl-i sünnet yolunu korumak niyetiyle çok mühim evliyayı inkâra, hatta dinden çıkmakla itham etmeye mecbur kalmışlar. İkinci kısım olan taraftarları ise öyle şeyhlere çok hüsn-ü zan besledikleri için hak yolunu bırakıp bid’ata, hatta dalâlete girdikleri görülmüş.
İşte şu sırra dair, zihnimi çok zaman meşgul eden bir hal vardı: Bir zaman, bir kısım ehl-i dalâlete, mühim bir vakitte, kahrolmaları için beddua ettim. Bedduamın karşısına müthiş bir manevî kuvvet çıktı. Hem bedduamı geri çevirdi, hem beni bundan men etti.
Sonra gördüm ki, o kısım dalâlet ehli, hakka zıt icraatında manevî bir kuvvetin yardımıyla arkasına aldığı halkı sürükleyip gidiyor ve başarılı oluyor. Yalnız zorla değil; belki müminlerin bir kısmı velâyet
Dipnotlar
- Müteşabih: Mânâsı açık olmayan.