sayılsın. Yoksa milletin büyük kısmına merhametsizce davranmak, şefkate muhtaç olmayan bir azınlığın geçici, gaflet içindeki hayatına hizmet etmek, hamiyet değildir. Çünkü menfi milliyetçilik fikriyle milli gurur ve haysiyeti korumanın milletin sekizde ikisine geçici bir faydası dokunabilir; lâyık olmadıkları o hamiyetin şefkatine erişirler. Sekizde altısı ise ya ihtiyar, ya hasta, ya musibete uğramış, ya çocuk, ya çok zayıf veyahut pek ciddi olarak ahireti düşünen takva sahibi kimselerdir ki; bunlar dünya hayatından çok, yöneldikleri berzah ve ahiret hayatına ait bir nur, bir teselli, bir şefkat isterler ve hamiyet sahibi mübarek ellere muhtaçtırlar. Onların ışığını söndürmeye ve tesellilerini kırmaya hangi milli hassasiyet müsaade eder? Heyhat! Nerede millete şefkat, nerede millet yolunda fedakârlık?
Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez. Çünkü Cenâb-ı Hak, bin seneden beri Kur’an hizmetinde çalıştırdığı, ona bayraktar yaptığı bu vatandaşların muhteşem ordusunu ve muazzam cemaatini geçici arızalarla inşallah perişan etmez. O nuru yine parlatır ve vazifelerini devam ettirir...