Avrupa’nın en büyük üstadı Endülüs İslam Devleti buna şahittir. İslam dünyası ne vakit dine karşı kayıtsız kalmışsa perişan bir vaziyete düşerek alçalmıştır. Hem İslamiyet, zekâtı farz ve faizi haram kılmak gibi binlerce şefkatli hükmüyle fukarayı ve avamı koruması..
أَفَلَا يَعْقِلُونَ، أَفَلَا تَتَفَكَّرُونَ، أَفَلاَ يَتَدَبَّرُونَ
gibi beyanlarıyla aklı ve ilmi şahit göstermesi, ikaz etmesi ve ilim sahiplerini himayesi yönüyle, daima fukaranın ve ilim ehlinin kalesi, sığınağı olmuştur. Onun için İslamiyet’e küsmeye hiç sebep yoktur.
İslamiyet’in Hıristiyanlıktan ve diğer dinlerden farklı taraflarının hikmet sırrı şudur:
İslam’ın esası tevhidin ta kendisidir; vasıtalara ve sebeplere hakiki tesir atfetmez, yaratma ve makam itibarı ile onlara kıymet vermez. Hıristiyanlık ise Hazreti İsa’nın “Tanrı’nın oğlu” olduğu fikrini kabul ettiği için vasıtalara ve sebeplere bir kıymet atfeder, insanın benliğini, gururunu kırmaz. Azizlerine ve büyüklerine âdeta Cenâb-ı Hakk’ın rubûbiyetinin bir cilvesini verir. اِتَّخَذُوا أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِ ayetinin hükmünü tasdik eder. Onun içindir ki, Hıristiyanların dünyaca en yüksek mertebede bulunanları, gurur ve benliklerini muhafaza etmekle beraber –eski Amerikan başkanı Wilson gibi– bağnaz birer dindar olur. Tamamen ve hâlis tevhid dini olan İslamiyet’te ise dünyaca yüksek mertebede olanlar, ya benliği ve gururu ya da dindarlığı bir derece bırakacak. O yüzden bir kısmı dine kayıtsız kalıyor, belki dinsiz oluyor.
Altıncı Mesele
Menfi milliyetçilikte ve ırkçılık fikrinde aşırı gidenlere deriz ki:
Öncelikle: Şu dünya yüzü, bilhassa memleketimiz, eski zamandan beri çok göçe ve değişime maruz kalmakla beraber, İslam devletinin merkezi bu topraklarda kurulduktan sonra, pek çok kavim
Dipnotlar
- “Hâlâ akıllanmazlar mı?” (Yâsîn sûresi, 36/68). Ayrıca bu ifade أَفَلَا تَعْقِلُونَ şeklinde muhatap kipiyle pek çok yerde geçmektedir. Bkz. Bakara sûresi, 2/44, 76; Âl-i İmran sûresi, 3/65; En’âm sûresi, 6/32; A’râf sûresi; 7/169; Yûnus sûresi, 10/16 ...
- “Hiç düşünmüyor musunuz?” (En’âm sûresi, 6/50)
- “Kur’an’ı gereği gibi düşünmeyecekler mi?” (Nisâ sûresi, 4/82)
- “Allah’ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rab edindiler.” (Tevbe sûresi, 9/31)