diğer arkadaşlarıma bölüştürdü. Kur’an yazma arzusu, risaleleri temize çekme ve müsvedde olarak yazma hizmetinde şevkimi kırdı. Hem Arapça yazmayı bilmeyen başka arkadaşların önüne geçeceğim diye gururlu bir tavır takındım. Hatta Üstadım bana yazıya ait dikkat edilmesi gereken bir husus söylediği vakit, ‘Bu iş bana aittir.’ dedim. ‘Ben bunu biliyorum, ders almaya ihtiyacım yok.’ gibi mağrurca şeyler söyledim. İşte bu hatam yüzünden fevkalâde, hiç akla gelmeyecek bir tokat yedim. Arapçayı çok az yazabilen bir kardeşime (Hüsrev’e) yetişemedim. Hepimiz hayret ettik. Şimdi anladık ki, o bir tokatmış.
İkincisi: İtiraf ediyorum ki, iki vaziyetim, Kur’an hizmetindeki tam ihlâsa ve sırf Allah için hizmete aykırıydı. Şiddetli bir tokat yedim. Çünkü ben bu memlekette garibim, kimsesizim. Hem şikâyet olmasın, Üstadımın en mühim bir düsturu olan iktisada ve kanaate riayet etmediğimden fakirliğe düştüm. Bencil, mağrur insanlarla görüşmek zorunda olduğumdan –Cenâb-ı Hak affetsin– nazik görünerek riyaya ve başkalarına kendimi beğendirmeye mecbur kalıyordum. Üstadım beni çok defa ikaz ve ihtar ediyor, azarlıyordu. Maalesef kendimi bu halden kurtaramıyordum. Halbuki Kur’an hizmetinin ruhuna zıt olan bu vaziyetim cinnî ve insî şeytanlara fayda sağlamakla kalmıyor, hizmetimize de bir soğukluk, bir gevşeklik veriyordu.
İşte ben bu kusurum yüzünden şiddetli, fakat inşallah şefkatli bir tokat yedim. Şüphemiz kalmadı ki, o tokat, bu kusurdan dolayı gelmiştir. O tokat şudur: Sekiz senedir Üstadımın hem muhatabı hem de risaleleri yazan ve temize çeken kâtibi olduğum halde, sekiz ay kadar Nurlardan istifade edemedim. Bu hale hayret ettik. Ben ve Üstadım, ‘Neden böyle oluyor?’ diye sebeplerini arıyorduk. Şimdi kesin kanaatimiz şudur ki: O Kur’an hakikatleri nurdur, ışıktır; riya, kendini başkalarına beğendirmeye çalışma ve alçalma gibi karanlık tavırlarla bir arada olamaz. Onun için bu nurların hakikatlerinin meali âdeta benden uzaklaşıyor, bana yabancı görünüyor, yabancı kalıyordu. Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum ki, bundan sonra bana o hizmete lâyık ihlâs ihsan etsin, beni ehl-i dünyaya gösterişten ve riyadan kurtarsın. Başta Üstadım olmak üzere kardeşlerimden dua rica ediyorum.”
Pür kusur
Şamlı Hafız Tevfik