onları kırk elli ayetle sınırlandırmaları sığ bir bakışın eseridir. Hakikatte ise o mucizelik parıltıları bini aşkındır. Bazen bir ayette gayba dair dört-beş farklı haber bulunur.
رَبَّنَا لَا تُؤٰاخِذْنآ إِنْ نَسِينآ أَوْ أَخْطَأْنَا
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
BU İLAVEYE İKINCI BIR İZAH
Fetih sûresinin sonundaki gaybî işaretleri teyit eden, Fatiha-yı Şerife’deki sırât-ı müstakim ehlinin ve صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ ayetinde murat edilenlerin kimler olduğunu bildiren, pek uzun ebediyet yolunda en nuranî, sevimli, sayıca çok ve cazibeli bir dostlar kafilesini gösteren, müminleri ve şuur sahiplerini o kafileye katılmaya ve eşlik etmeye şiddetle, mucizevî bir şekilde sevk eden şu ayet; فَأُۨولئِٰٓكَ
مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدٓاءِ وَالصَّالِحِينَۚ وَحَسُنَ أُۨولئِٰٓكَ
رَفِيقًا yine Fetih sûresinin son ayeti gibi Dört Halife’ye ve beşinci halife olan Hazreti Hasan’a (radiyallâhu anh) işaret ediyor. Belâgat ilminde “mearîzu’l-kelâm” (sözün katmanları arasından çıkan ince mânâlar) ve “müstetbeâtü’t-terâkîb” (sözün çağrıştırdığı mânâlar) denilen, kastedilenden başka işârî ve dolaylı mânâlarla geleceğe ait hadiseleri birkaç şekilde haber veriyor. Şöyle ki:
Ayet, açık mânâsı ile insanlar arasında Cenâb-ı Hakk’ın yüce nimetlerine mazhar ve dosdoğru yol üzere olan peygamberlerin,
Dipnotlar
- “Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme!” (Bakara sûresi, 2/286).
- “Sübhansın ya Rab! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin.” (Bakara sûresi, 2/32).
- Haşiye: Kardeşlerim her ikisini faydalı bularak iki izahı beraber kaydetmişler, yoksa biri kâfiydi.
- “Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet.” (Fâtiha sûresi, 1/7).
- “(Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse) işte onlar, Allah’ın nimetlerine mazhar ettiği nebiler, sıddıklar, şehitler, salih kişilerle beraber olacaklardır. Bunlar ne güzel arkadaşlar!” (Nisâ sûresi, 4/68-69).
- Bkz. el-Kurtubî, el-Câmi’ li Ahkâmi’l-Kur’ân 10/191, 199; İbnü’l-Esîr, en-Nihâye fî Ğarîbi’l-Hadîs 3/212.
- Bkz. el-Hamevî, Hızânetü’l-Edeb 2/294; İbni Hacer, Fethu’l-Bârî 1/406; el-Münâvî, et- Teârîf 1/32, 55.