İçeriğe geç

حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ayetinin imdadına yetişerek “Beni dikkatle oku!” demesi üzerine günde beş yüz defa okuduğunu ve okudukça bu ayetin çok kıymetli nurlarından dokuz mertebenin yalnız ilmelyakîn değil, aynelyakîn olarak sırlarını açtığını anlatır.

Birinci Mertebe-i Nuriye-i Hasbiye ........................................... 350

Ondaki bekâ aşkının mutlak kemâl sahibi Zât-ı Zülcelâl ve Zülcemâl’in bir isminin bir tek cilvesinin mahiyetindeki bir gölgesine yapıştığı anda, حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ayetinin gelerek perdeyi kaldırdığını bildirir. Kendisindeki bekâ lezzetinin ve saadetinin daha mükemmel bir tarzda Bâkî-i Zülkemâl’in bekâsında, O’nu tasdik etmekte ve O’na imanda bulunduğunu hissettiğini, bundan hakkalyakîn bir zevk aldığını ifade eder.

İkinci Mertebe-i Nuriye-i Hasbiye ............................................. 350

Üstadımız ihtiyarlık, gurbet, kimsesizlik ve tecrit içinde bulunduğu, ehl-i dünya hileleri ve casusları ile ona hücum ettikleri bir zamanda, “Eli bağlı, zayıf ve hasta tek başına bir adama ordular saldırıyor. Dayanacağım kimse yok mu?” diye kalbine hitap edip حَسْبُنَا الُلّٰه وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ayetine müracaat ettiğinde, ayetin ona: “İman bağı vesikasıyla mutlak kudret sahibi öyle bir Sultana bağlanırsın ki, O, dört yüz bin milletten oluşan bitki ve hayvan ordularını emri ve tasarrufu altında tutan sınırsız bir kudret ve kuvvet Sahibidir. İşte o Zât’a dayanabilirsin.” diye manevî bir ders verdiğini bildirir. O dersle, değil o zamanki düşmanlara, belki bütün dünyaya meydan okuyabilecek bir iman kuvveti hissettiğini ve bütün ruhuyla حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ dediğini ifade eder.

Üçüncü Mertebe-i Nuriye-i Hasbiye ......................................... 351

Ebedî bir hayatta, bâki bir memlekette daimî bir saadete namzet olduğunu, fakat bu gaye-i hayalin, ruhun hedefinin ve yaradılışın neticesinin ancak mahlûkatın bütün hareketlerini, her şeyini bilen, kaydeden bir Kadîr-i Mutlak’ın sınırsız kudretiyle gerçekleşebileceğini düşünürken, kalbini tatmin edecek bir izah istediğini ve yine o ayete

561